Hıdiv Kasrı’na Genel Bakış

Genelde, hükümdarlar/sultanlar için kent dışında yaptırılan saray ya da köşkler kasır olarak anılmaktadır. Mısır Hıdivleri de kendi bölgelerinde birer hükümdar olarak saltanat sürüyorlardı. Zamanının büyük bir bölümünü İstanbul’da geçiren son Mısır Hıdivi olan Abbas Hilmi Paşa 1903 yılında, Çubuklu’da iki ahşap yalıyı, sonra da yalıların arkasındaki yamaçları ve üst düzlüğü de satın alır.

Böylelikle, 172 000 M2 lik bir alanı kapsayan Çubuklu Korusu, her biri künyeli ve soy kütüğüne sahip asırlık ağaçlarla kaplı, muhteşem boğaz manzaralı masalımsı bir koruluk haline gelir. 1907 yılında da İtalyan Mimar Delfo Seminati’ye, dönemin modasına uygun olarak, art nouveau tarzındaki muhteşem saray yavrusunu yaptırır.

Mimar Delfo Seminati; zarif dekoratif süslemelerin ön plana çıktığı, kıvrımların ve bitkisel desenlerin sıklıkla kullanıldığı bir uygulama gerçekleştirir. Ünü Avrupa’ya kadar giden ve ‘’Düş bahçelerinde ağırlanmak’’ deyiminin geçerli olacağı bir yapı ve çevre düzenlemesi ortaya çıkar. Çubuklu Korusu olarak da bilinen Hıdiv kasrı, 972 000 m2 lik Emirgan Korusu’nun yanında küçük kalmakla birlikte, çevre düzenlemesi daha bir göz alıcı. Uzun ve zahmetli bir yolculuktan sonra ulaştığım Çubuklu Korusu’nun girişinden Hıdiv Kasrı’na doğru yürüyorum. Asırlık ağaçların altı bütünüyle yeşil ve çim. Lale mevsimi geçmiş.

Hıdiv Kasrı İstanbul

Hıdiv Kasrı İstanbul

Çimler arasındaki özenle seçilmiş alanlarda begonya, sardunya ve cam güzelleri muhteşem bir manzara oluşturuyor. Bu muhteşem manzarayı da ‘’O anı’’ belgelemeye çalışan gelin-damat ve yakınları tamamlıyor. Gelecekte çocukları ve torunlarına gösterebilmek için fotoğraf çektiriyorlar.Nişan ve düğünlerini burada yapmak, gelin ve damat için ‘’Düş Bahçelerinde Ağırlanmak’’ oluyor deyim yerindeyse. Derken, bütün heybetiyle ‘’Hıdiv Kasrı’’ görünüyor. Tam bir şatovari yapı karşıma çıkıyor. Kulesinde de Ay Yıldızlı bayrağımız dalgalanıyor. Hıdiv Kasrı’nın kuzey-doğu cephesinde, mermer salondan çıkılınca ulaşılan ‘’Gül Bahçesi’’ mazı çamlarıyla çevrilmiş.

HIDİV KASRI 3 (9)

Bahçeye yüzlerce gülfidanı dikilmiş olup, ortasında fıskiyeli havuzu bulunmaktadır. Güller açtığı dönemde, akşamları, gül bahçesi çevresindeki mermer gövdeli sütunlar üzerindeki fenerler yandığında kendinizi gül cennetinde hissedersiniz diye düşünüyorum. Gül Bahçesi yaklaşık 1 000 kişilik davetliyi konuk edebilecek büyüklükte. Mekânda nişan varmış, görevliler hazırlık yapıyorlardı. Şato biçimindeki yapının ana giriş kapısına doğru yürüyorum. Özellikle sol tarafta, sabah kahvaltısı ile öğle yemeğini birleştiren bir uygulama olan brunch için gelenlere ayrılmış mekânların yer aldığını görüyorum. 

HIDİV KASRI 3 (36)

172 000 m2 lik bir alanı olan Çubuklu Korusu’nda, 1 000 m2 lik inşaat alanı üzerine kurulmuş şato tipindeki Hıdiv Kasrı ilginç bir yapıya sahip. Hıdiv Kasrı yapısının kuşbakışı görünüşünde, düz olan ana giriş cephesinin güney-batıya baktığı görülüyor. Yapının kuzey-doğu cephesi de düz olup, yaklaşık 1 000-1 200 konuğun ağırlandığı Gül Bahçesine bakmaktadır. Yapının kuzey-batı ve kuzey-doğusunu oluşturan cephe yarım daire biçiminde olup, konkavdır. Yapı üzerinde iki kule bulunuyor. Kuzey-doğu köşesindeki kule alçak olup, üstü kapalıdır.

HIDİV KASRI 3 (4)

Yapıya özel bir kimlik kazandıran kuzey-batıdaki kule ise görkemli olup, iki bölümden oluşmaktadır. Revakların altında kalan birinci bölümün dört cephesinde konkav balkonlar bulunmaktadır. Revakların üstündeki bölüm ise tam bir şato görünümünde olup, dört köşesinde burçları bulunmaktadır. Yapının büyük seyir kulesi olarak bilinmektedir. Buharla çalışan bir asansörü bulunmakta olup, kullanılmamaktadır. Ayrıca elektrikle çalışan bir asansörü de bulunmaktadır. Yapının ana giriş katında, holden devam edilirse, yapının tam ortasında anıtsal çeşme ile karşılaşılır.Bunun üstü açıktır, yapının kuşbakışında da görülmektedir. Çatıya varan ve kuşbakışı görülen üst kısmında 8-10 art Nouveau tarzdaki parçanın üstünü, dış etkilere karşı koruyan cam bir fener örtmektedir. Yeni akım olarak tanımlanan art Nouveau,  zarif dekoratif süslemelerin ön plana çıktığı, kıvrımların ve bitkisel desenlerin sıklıkla kullanıldığı bir sanat akımıdır. Yeni akımın bütün uygulamaları yapıda görülmektedir.

Ana giriş kapısı

Hıdiv Kasrı İstanbul

Hıdiv Kasrı İstanbul

 

Ay yıldızlı Mısır Hıdiv Tacı arma haline getirilip, yarım daire biçiminde ana giriş kapısının üzerine işlenmiştir. Üstüne armanın işlendiği dış kapı, bütünüyle altın yaldızlı çiçek figürleriyle işlenmiştir. Bu kapıdan önce birinci hole girilir. Girdiğimiz birinci holün sağ tarafında, iki basamakla çıkılan bir kapıya ulaşılır. Bu kapıdan iç içe iki büyük odaya geçilmektedir.

HIDİV KASRI 3 (2)Bu odalardan da bir ara kapı ile ”Mermer Salon”un teraslarından birine ulaşılmaktadır. Birinci holün sol tarafındaki kapıdan giriş katı mutfağı ile sağındaki bir merdivenle alt kattaki mutfağa ulaşılmaktadır. Birinci holden bir ara giriş kapısıyla orta hole geçilmektedir. İki hol arasındaki giriş kapısının camlı bölümü kurşunlu vitrayla yapılmış üzüm salkımları desenlerine sahiptir. Çok güzel ve özel bir geçiş elemanıdır. Kapıdan geçtikten sonra, birkaç basamakla ulaştığımız platformda ilerleyip,anıtsal çeşmenin bulunduğu hole ulaşırız. Geriye döndüğümüzde; camlı bölümü kurşunlu vitrayla yapılmış ara kapı ile sağdan ve soldan üst kata çıkılmasını sağlayan iki anıtsal merdiven karşımıza çıkar. Bu iki anıtsal merdivenle çıkılan yeni bir sahanlıktan sonra da, iki merdiven birleşerek, geniş ve tek bir merdivenle üst kata çıkılır. Ben, üst kata çıkmayarak ileriye, anıtsal çeşmenin bulunduğu hole giriyorum.

Anıtsal çeşme ve havuzlu hol

HIDİV KASRI (43)

Camlı bölümü kurşunlu vitrayla yapılmış ara kapıdan girince karşıma anıtsal çeşmenin bulunduğu hol çıkıyor. Bu mekân da, tüm yapının ana karakterine uygun olarak düzenlenmiş. Duvarlardaki masif ahşap kaplamalar arasında 8 adet desenli ayna bulunmaktadır. Holde, çiftli 16 masif mermer sütunun yer almaktadır.  Anıtsal çeşme dairesel olup, 180 cm yüksekliğinde mermer bir fıskiyesi var. Hıdiv Kasrı’nda yemekli nişan olduğundan, çeşmenin çevresine meze, salata ve ara yemekler dizilmişti. Bu koşullarda fıskiye çalıştırılmamıştı. Görevlilerden edindiğim bilgiye göre, Fıskiyeden çıkan su, derinliği az olan bu havuza dökülüyormuş. Fıskiyeden havuza dökülen su huzur dolu bir atmosfer oluşturuyormuş. Suyun şırıldayan sesi ve oluşturduğu serinlik bir ömre bedel diyorlar. Rahmetli babam görse ‘’Oğlum, bu düzenleme ömre ömür katar’’ Derdi. Anıtsal çeşmenin üstü açık ve bu açıklık çatıya kadar devam etmektedir.

HIDİV KASRI 3 (8)

Yapının aydınlık bölümünü oluşturmakta ve duvarlarındaki desenli aynalarda yansıyan ışıklarla masalımsı bir hava yaratılmaktadır. Bu oluşum, anıtsal çeşmenin bulunduğu hole açılan odaların aydınlatılmasında önemli bir işlev görmektedir. Zarif dekoratif süslemelerin ön plana çıktığı, kıvrımların ve bitkisel desenlerin sıklıkla kullanıldığı anıtsal çeşmenin çatıya ulaşan üst kısmı vitray cam ile kapatılarak ortam dış etkilerden korunmuş. Anadolu Uygarlıklarından günümüze ulaşan cam işçiliğinin en seçkin örnekleri kullanılmıştır Hıdiv Kasrında. Çeşitli model ve formlar Selçuklular döneminde geliştirilmiştir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde, İstanbul’un imparatorluk topraklarına katılmasıyla, İstanbul camcılığının merkezi olmuştur. Çeşm-i Bülbül, Beykoz İşi günümüze ulaşabilen bazı örneklerdir. 

HIDİV KASRI İSTANBUL (36)

Her formda vitray; dekoratif desenli asit oymalı cam, bakır ve kurşun tekniği ile geliştirilmiştir. Orta holden, anıtsal çeşmenin bulunduğu hole girdiğimde, çeşme havuzunun arkasında, tam karşı cephede iki asansör dikkatimi çekti. Asansörlerden biri Hıdiv Kasrı’nın inşası sırasında yapılmış ve buhar gücüyle çalışmaktadır. Yalnız yatak odalarına çıkan bu asansörün cephesi ve kapısı sarı pirinç metalden yapılmış. Diğer asansör sonradan eklenmiş olup, elektrikle çalışmaktadır.

Mermer salon

Hıdiv Kasrı İstanbul

Hıdiv Kasrı İstanbul

Holün sağ tarafında, yapının kuzey-doğu tarafında tamamı masif/saf mermerden yapılmış bir salon olduğunu öğrenmiştim. Bir ara kapıdan bu salona geçiyorum. Birkaç basamakla salona iniliyor. Salonu bütün olarak gözden geçirdiğimde, sağımda ve solumda birer mermer koridor uzandığını görüyorum. Sağdaki koridorun, giriş holünün sağ tarafında yer alan iç içe iki büyük odaya ulaştığını öğreniyorum. Soldaki koridor ise tamamı aynalı ve kristal ışıklı, kristal salona geçilmektedir. Kuzey-doğu köşesinde yer alan kristal salondan, üstü yuvarlak ve büyük bir pencere ile mermer salona bakılmaktadır. Koridorların fotoğraflarını çektikten sonra, birkaç basamakla mermer salona iniyorum. Sağ taraftaki duvarda, tavana kadar yükselen bir anıtsal çeşme daha yer almaktadır.

Hıdiv Kasrı İstanbul

Hıdiv Kasrı İstanbul

Mozaiklerle süslü bu çeşmenin zemine yakın kısmı mermer bir tekne ile süslenmiş.Tekneye, yeni akım olarak tanımlayabileceğimiz Art Nouveau tarzının sevdiği figürlerden biri, bir kurbağa su akıtmaktadır. Merdivenlerin karşısı ise, boydan boya demir çerçeveli camla kapatılmış. Demir çerçeveli cephedeki kapıdan geniş iç bahçeye geçilmektedir. Tekrar mermer salona dönerek, alıcı gözüyle bakıyorum. Salondaki tüm mermer sütunlar özel bir cilalama tekniği ile göz alıcı duruma getirilmiş. Sütunların iç cephelerine ve salonun tavanlarına yuvarlak çiçek sepeti şeklinde, pembe-beyaz-yeşil karışımı avizeler yaptırılmış. Yandıkları zaman, bahçe tipindeki mermer salona uyan renkleriyle ‘’Bir Peri Sarayı’’ görünümü ortaya çıkmaktaymış. Görevlilerden biri öyle söyledi. Üzerleri yeşil-gri karışımı mermerli döküm masaları, sandalyeleri ve mermerden servis bankosu Mermer Salona ayrıcalıklı bir ‘’Küçük Saray Yavrusu’’ havası vermektedir. Mermer Salonun gül bahçesinden giriş kapısı da Marmara Mermeri ile kaplanmış.

Gül bahçesi

Hıdiv Kasrı İstanbul

Hıdiv Kasrı İstanbul

Hıdiv Kasrı’nın kuzey-doğu cephesinde, mermer salondan çıkıp, ‘’Gül Bahçesi’’ne ulaşıyorum. ‘’Gül Bahçesi’’ mazı çamlarıyla çevrilmiş. Bahçeye yüzlerce gülfidanı dikilmiş olup, ortasında fıskiyeli havuzu bulunmaktadır. Güller açtığı dönemde, akşamları, gül bahçesi çevresindeki mermer gövdeli sütunlar üzerindeki fenerler yandığında kendinizi gül cennetinde hissedersiniz diye düşünüyorum. Gül Bahçesi yaklaşık 1 000-1 500 kişilik davetliyi konuk edebilecek büyüklükte düzenlenmiş. Mekânda nişan varmış, görevliler hazırlık yapıyorlardı. Neredeyse 100 metre uzunluğu olan gül bahçesinin, mermer salona en uzak noktasında iç içe iki yavuz yapılmış.

İçteki havuzun ortasındaki fıskiyeden çıkan suyun şırıltısı huzurlu bir ortam hazırlarken, bu havuzdaki su, çevredeki havuza akıtılarak bir şelale düzeni oluşturulmuş. Bu düzen ara havuzlar ve bu havuzlardaki fıskiyelerle tekrarlanmış. Ayrıca, ara havuzların arası renkli camlar ve aynalarla desteklenmiş.

Konkav salon/Şömineli salon

HIDİV KASRI 3 (26)

Gül bahçesinden ayrılarak, tekrar mermer salona giriyor ve anıtsal çeşmenin bulunduğu dairesel hole geri dönüyorum. Mermer salondan anıtsal çeşmenin bulunduğu hole girdikten sonra, dağdaki kapıya yöneliyorum. Bir ara kapıdan sonra şömineli salona geçiyorum. Eğer camlı bölümü kurşunlu vitrayla yapılmış ara kapıdan girince anıtsal çeşmenin bulunduğu hole girince, sağdaki mermer salona girmek yerine, yapının kuzey ve kuzey-batı cephesini oluşturan konkav cepheye açılan kapılardan birinden ilerleyecek olsaydım, yine konkav salona ulaşacaktım.  Kapıdan girince, devasa boyutlarda bir simit parçasını andıran salonun sağında ve solunda olmak üzere iki şöminesi bulunmaktadır. Hıdiv Kasrı’nın yapıldığı yıllarda, şöminelerin en iyi ısınma yöntemlerinden biri olmasının yanı sıra dekoratif olma özellikleri de vardır. Şöminelerden ötürü, konkav salona şömineli salon da denilmektedir.

Hıdiv Kasrı İstanbul

Hıdiv Kasrı İstanbul

Şömineli salonun tüm duvarları ve tavanının ahşap kaplaması muhteşemdir. Kaplamalar düz lifli, gözenek ve delik bulunmayan bir ağaç olan maundan yapılmıştır. Kolay işlenen ve dayanıklı olan maun, mobilya yapımında tercih edilen çok değerli bir ağaçtır. Zamanla kararmakta,  vernikle cilalandığında kırmızımsı parlaklığa kavuşmaktadır. İstanbul’un en mükemmel ahşap kaplaması ya da lambrisi salona ağır ve alımlı bir hava vermiştir. Salondaki masif porfir sütunların kaide ve başlıklarında yer alan bilezikler altın varaklarla kaplanmış olup, salona masalımsı bir hava katmış.

HIDİV KASRI 3 (12)

Salondaki masa ve sandalyeler de devrin tarzına uygun olarak yenilenmiş ve yerleştirilmiştir. Salonun konkav biçiminde uzanan tavanında oluşturulan dizi kasetlerden üçüne, dönemin sitiline uygun olarak kristal ışık dizileri yaptırılmış. Hava karardıktan sonra devreye giren kristal ışık dizileri salonu perili bir köşk haline dönüştürmektedir. Şömineli salondan açılan iki kapı ile önündeki mermer teraslara geçilir. Günümüzde, mermer teras restoran olarak kullanılmaktadır. Restoranda içki servisi yapılmıyor. Alkolsüz içecekler kola, gazoz, meyve suyunun yanı sıra, Osmanlı döneminin içecekleri olan keçiboynuzu şerbeti, nar şerbeti ve demirhindi şerbeti gibi içecekler menüde yer almaktadır. Ana yemeklerden Nohut Aşideli Paşa Kavurması, Çam Sakızlı Patlican, Püreli Kuzu Yahnisi, Hıdiv Kebap, Beyzade Bonfilesi, Izgara Kuzu Büryani, Katmerli Börek, İçli Köfte sunulmaktadır.

Menüdeki tatlılara gelince; fırında pişmiş tarçınlı-frambuazlı armut tatlısı, Hindistan cevizli kızarmış Maraş Dondurması, çam sakızlı ve kahveli parfe ile Elmalı Paşa Sarması seçiminize sunulmuş. Daha sonraki günlerde eşimle birlikte gittiğim Hıdiv Kasrı’nın bu bölümünde Beyzade Bonfilesi, İçli Köfte, Batmerli Börek yanında özel hazırlanmış salatalarından aldık.  Kendimizi kont ve kontes gibi hissettiğimiz bu ortamda yediğimiz yemeklerin aromasının muhteşem ve ücretlerinin de uygun olduğunu gördük. Yemek yediğimiz mermer teras, bahçeden yaklaşık iki metre yüksekte olup, 24 adet masif beyaz mermerden sütunlarla kaplıdır. Bu sütunlar üstteki yatak odalarının bulunduğu bölüme destek sağlamak için yapılmış.

HIDİV KASRI 3 (18)

Günümüzde ise, üst kattaki yatak odaları, özel yemekler ve toplantılar için ayrılıyormuş. 40 kişilik bir grubu ağırlama kapasitesi olan bu odaları görme olanağımız olmadı.Yemek yediğimiz mermer terasların konumuna bakıldığında, çok özel bir yapılanma olduğunu görebiliriz.  Kanlıca, çok eskiden beri, mehtabı ve kucağında düzenlenen boğaz eğlenceleriyle ünlüdür. Ortalama 250 kayıkla, Bahai Körfezi’nden boğaza açılarak yapılan mehtap gezileri birçok roman ve şiirin konusu olmuştur. Sazlı sözlü eğlencelerin yapıldığı bu mekân mermer terastan rahatlıkla izlenebilmekteymiş. Ağaçların boy atması bu manzaranın önüne geçtiyse de kulelerdeki seyir terasları bu eksikliği gidermektedir.

Ahşap salon 

HIDİV KASRI 3 (28)

Anıtsal çeşmenin bulunduğu holden, şömineli salonun sol tarafında bulunan diğer bir yemek salonuna geçildiğinde, tamamı ahşap bir salonla karşılaşırsınız. Kaplamalar ekstra meşe kerestesinden yapılmış. Orijinal motiflerine uygun ahşap parkeler, ahşap duvarlar, ahşap tavanlar ve dolaplar maun renginde ve göz alıcıdır. Tavandaki kristal avizeler de dönemine uygun olarak seçilmiş ve salona ayrı bir hava katmış. Mermer salona bakmakta olan kristal salonu da gezme olanağı bulamadık. Kristal salonun da çok özel toplantılarda kullanıldığını öğreniyoruz.

Birinci kat

Hıdiv Kasrı İstanbul

Hıdiv Kasrı İstanbul

Konkav salondan anıtsal çeşmenin bulunduğu havuzlu hole geri dönerek, camlı bölümü kurşunlu vitrayla yapılmış ara kapının bulunduğu ara hole geçiyorum. Üst kata çıkılmasını sağlayan iki anıtsal merdiven tekrar karşıma çıkıyor. Soldaki merdivene emniyet şeridi çekilmiş, kapalı. Sağdaki anıtsal merdivenden çıkarak, iki merdivenin birleştiği sahanlığa çıkıyorum. Sahanlıkta geri düğümde; aşağıda anıtsal çeşmenin bulunduğu havuzlu holü, yukarıda ise merdiven bitimindeki kısa koridorlarla aydınlığa bakan kat muhteşem bir sahanlık görüyorum. Birinci kat sahanlığına ulaştığımda, öncelikle yapının çatısına kadar uzanan aydınlık bölümü ile aşağıdaki anıtsal çeşme dikkatimi çekiyor.

HIDİV KASRI 3

Anıtsal çeşmenin çevresindeki ikişerli 16 masif mermer sütün ile yemekli nişan için dizilmiş ara yemekler, salata ve tatlılar görünüyor. Girişin tam karşısında da buharla ve elektrikle çalışan asansörler yer alıyor. Bu kattaki odalar kapalıydı, görme olanağım olmadı. Görevlilerden edindiğim bilgiye göre, 40 kişilik grupları ağırlama kapasitesi olan bu odalar ve boğaza hâkim olan terasları çok özel toplantılarla, pahalı nişan ve düğünlerde açılıyormuş. Kulelere de çok özel durumlarda ve izin alınarak çıkılıyormuş.

Hıdiv Kasrı İstanbul

Hıdiv Kasrı İstanbul

kaynaklar:

1)   http://tr.wikipedia.org

2)   http://www.millisaraylar.gov.tr

3) http://www.beltur.com.tr

Share Button
1063 cevaplar

Yorumlar kapalı.