Antalya Kaleiçi ve Kaleiçi Yat Limanı

29 Haziran 2011 Çarşamba, Antalya…

Antalya ile ilk tanışmam 1970 yılında olmuştu. 1969-1970 Eğitim ve Öğretim yılında Isparta Sanat Teknisyen Okulu ve Sanat Enstitüsü Fizik Öğretmeni olarak görev yapıyordum. 1964 yılından beri düzenlen Uluslararası Antalya Film Festivali’nin yanı sıra düzenlenen müzik etkinlikler  nedeniyle 1970 yılı Haziran ayında Antalya’ya gitmiştim.

Etkinliklerden önce Karaalioğlu Parkı ve eteklerindeki Kaleiçi Yat Limanı’nı gezmiştim. Antalyalı öğretmen arkadaşlarım ‘’Türkiye sınırları içindeki en güzel parklardan biridir. Denizi yukarıdan gören, çocukluğumuzda lunaparkın kurulduğu güzel ve büyük parktır. Her Antalyalı ’nın çocuklarıyla birlikte mutlaka gittiği parktır.” Demişlerdi.

Gerçekten de Antalya’nın en önemli çekim merkezlerinden biri olan Karaalioğlu Parkı olurken diğeri kuzey batısında yer alan Kaleiçi Yat Limanı’dır. 1972 yılında Antalya iç limanı ve Kaleiçi semti, özgün dokusu nedeniyle “Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu” tarafından “SİT bölgesi” olarak koruma altına alınmıştır. 

Antalya Kaleiçi

Antalya Kaleiçi’nde, Attaleia Antik Kenti’nin kuruluşundan önce, Yat Limanında Korykos adı ile bilinen bir korsan limanı bulunduğu bilinmektedir. ”Kaya Kovuğu” anlamında gelen Korykos, falezlerin hem doğal yapısı hem de sığınma limanı oluşu bakımından önem taşımaktadır.

Liman ve gerisinde gelişen Antik Attaleia kenti milattan önce 2. yüzyıldan itibaren kesintisiz yerleşim alanı olmuş ve günümüze kadar yaşamıştır.

Antalya limanı bir zamanlar Türkiye’nin güney kıyısında Mersin’den sonra gemilerin yanaşabileceği ikinci limandı. Bu gün ise bu limandan sadece yatlar yararlanmaktadır. Kentin batısında yapılan Endüstri Limanı’nın çalışmaya başlaması ile eski limanın adı “Yat Limanı” olarak değişmiştir. Yat Limanı eski şehrin gün ve gece boyunca sergilendiği nefes kesici manzarası  uluslararası ressam, şair ve yazarların kaynağı olmuştur.      

Antalya

Attalos Yurdu anlamına gelen Antalya, Bergamalı II. Attalos tarafından kurulmuştur. Bergama Kralı II. Attalos öncü kuvvetlerine  “Gidin bana Yeryüzünün Cennetini bulun” der… Öncü kuvvetler kralın bu emriyle yola çıkıp diyar diyar dolaşır ve sonunda Antalya’nın bulunduğu yere gelirler. Karşılarındaki eşsiz güzelliğe bakarak “Cenneti bulduk” derler. Öncü kuvvetlerce bulunan ve deniz üssü haline getirilen koy, günümüzün Kaleiçi Yat Limanı’dır.

Antalya

Antalya Antik Şehri, at nalı şeklindeki iki kalın duvar tarafından korunmaktadır. Bu sur şeklindeki duvarlardan biri deniz kıyısı koyundadır ve diğeri de kara tarafında bulunmaktadır.

Antalya

Bugün şehir içinde duvarların ancak Hıdırlık Kulesi, Hadrian Kapısı ve Saat kulesi gibi kalıntılarına rastlanabilmektedir. Deniz tarafından kaplanan antik şehir ve duvarlar günümüzde Kaleiçi diye adlandırılmaktadır.

Caddeler ve binalar hala Antalya’nın tarihini yansıtan birçok işaretle doludur. Evlerin karakteristik yapıları Antalya’nın sadece mimari tarihi hakkında fikir vermekle kalmaz aynı zamanda bölgedeki yaşam tarzını, gelenek ve görenekleri, yaşam alışkanlıklarını en iyi şekilde yansıtır.

Antalya

Sur içindeki dar sokaklar limandan yukarıya duvar boyunca uzanırlar. Yivli Minare, Keyhüsrev Medresesi, Karatay Medresesi, İskele Camii, Tekeli Mahmut Paşa Camii sur içindeki önemli tarihi eserlerden sadece bazılarıdır.

Antalya Kaleiçi, batıda deniz, kuzey ve doğuda ana caddeler ve bu caddelere paralel uzanan ve günümüzde de bir kısmı ayakta olan surlarla sınırlandırılmıştır. Bu belirgin sınır eşikleriyle Kaleiçi, kent merkezindeki katlı yapılaşmadan korunabilmiş, geleneksel doku, günümüze kadar korunarak özgün yaşayabilmiştir.

Antalya

Kaleiçi’nin yerleşme dokusu, Cami Sokak ve Hıdırlık sokak boyunca uzanan orta sur duvarı ayrımı ile iki farklı şekilde oluşmuştur. Cumhuriyet Caddesi ile bu sakaklar arasındaki alan, topografyaya ve sur duvarlarına uygun olarak organik gelişmiştir.

Sokaklar arasında kalan adalar düzenli biçimde değildir. Adaların büyüklüğü ve uzunluğu değişkendir. Orta Sur Duvarı ile Karaalioğlu parkına kadar uzanan ve dış surların Hıdırlık Kulesi ile sonlandığı alan ise ızgara dokuludur. Yapı adaları genellikle düzgün dikdörtgen formludur. Her iki dokuda da evler bir cepheleri ile sokağa otururken bir cepheleriyle de bahçeye açılır. Sokağa uygun olarak yapılan zemin kat planları düzenli değildir. Birinci katta çıkmalar yapılarak planları düzenlenir. Çıkmalar hem yapının plan şemasını zenginleştirir, hem de değişik çıkma biçimleri, sokaklar ve küçük meydanları biçimlendirir.

Antalya

Kaleiçi’nde iki veya üç katlı olan evlerin bazılarında ara kat mevcuttur. Alt katlar üst katı da taşıyan taşlık ve avlunun yerleştiği servis mekânlarıdır. Günlük yaşamın geçtiği bu katta kuyu, ocak, ahır ve depo gibi kullanılan bölümler yer alır. Bu mekânları çeviren yüksek duvarlar, evin mahremiyetini de sağlar. Taşlığı birinci kata bağlayan iç merdivenler ara kata geçiş olanağı da verir. Ara katlar depo olarak kullanıldığı gibi kışlık oda olarak da kullanılabilirler. Üst katta odalar birbirine sofa ile bağlanarak sofaya açılmaktadır. Sofaya açılan odaların her biri günlük yaşamın devam edebileceği şekilde biçimlenmiştir.

Share Button
3262 cevaplar

Yorumlar kapalı.