Antik Bir Osmanlı Kasabası Taraklı

Taraklı

Günübirlik çevre gezileri hem hesaplı hem de kültürel yönden son derece yararlı geziler diye düşünüyorum.  Bu kez de Taraklı Termal Devre Mülk Tesisleri’nin ücretsiz ve yemekli tanıtım günleri bize bir fırsat sundu. Hem bir tanıtıma katılacak, hem de Taraklı’yı gezme fırsatı bulacaktık. Kayınbiraderim Lütfi Dörter ve eşi Cihan Dörter, komşumuz Yakup Ancel ve eşi Luiza Ancel, eşim Serap Akıncı ile ben birlikte 6 kişilik bir grup oluşturduk. Sakarya İli’nin kentleşmeye direnen Osmanlı kasabası Taraklı’ya grup olarak gitmeye karar verdik. Hemen belirtmeliyim ki grup gezileri daha verimli ve neşeli oluyor. Özellikle Lütfi ile Yakup Bey bu gezide grubumuzu esprileriyle kırdı geçirdi deyim yerindeyse.

Taraklı

Taraklı

Taraklı Termal’in tanıtım ekibi bizi saat 09,00 civarında Zincirlikuyu Köprülü Kavşaktan aldı. Bizimle birlikte bir karıkoca da minibüse bindi. Böylece 8 kişi olduk. Bize rehberlik edecek olan Taraklı ekibinin görevlisi Hakan Keskin ile tanıştık. 1991 doğumlu genç ve enerjik bir arkadaştı Hakan. Anadolu yakasından alınacaklarla birlikte minibüste 14 kişi olacağımızı söyledi.  Böylece İstanbul’dan 223 km uzaklıktaki Taraklı yolculuğumuz başladı. İstanbul il sınırlarından çıktıktan sonra canlanan ve yol boyunca görsel bir şölen sunan baharın sevincini yaşadık. İzmit’ten sonra içine daldığımız ağaç denizi birden yoğunlaştı. Sağ tarafımızdaki dağlar bin bir çeşit ağaç ve çiçeklerle donatılmış olarak karşımıza çıktı. Derken, sol tarafımızda da, doğanın yeşili ile bütünleşmiş masmavi bir göl, adeta cennetten çıkmış bir su denizi beliriverdi. Sapanca Gölü’nü geçiyorduk. Özellikle Sapanca geçildikten sonra, Sakarya Nehri’ne paralel olarak Adapazarı yönünde ilerlerken kendimizi bir cennet mekânda bulduk. Yolunuzun her iki tarafındaki dağlar ve tepeler yeşilin bin bir çeşidini barındıran uzun tüylü halılarla kaplanmış gibiydi. Dağları, tepeleri ve vadileri kaplayan ormanlar bu duyguyu yaratmıştı bizde.  100 den fazla değişik ağaç ve bitki türünün bulunduğu orman denizi köyleri ve kasabaları basmış, sarmış, sarmalamış ve görünmez olmalarını sağlamıştı. Flora zenginliği içindeki konutlar adeta yok olmuşlardı.

Taraklı

Taraklı

Yörenin zengin ve göz alıcı bitki varlığı (florası) içinde; kayın, gürgen, kestane, ıhlamur ve çınar gibi geniş yapraklı ağaçlar ile kızılçam, karaçam, ladin, mavi çam sadece birkaç örnektir. Bunların dışında; ceviz, incir, erik, elma… Gibi meyve ağaçları da yerini alıyor. Ağaçların dışında, binlerce süs bitkisi de florayı taçlandırıyordu. Gözümüz ve gönlümüz açıldı. Sakarya Nehri boyunca yaklaşık 20 km gittikten sonra Geyve kavşağını kullanıp, Sakarya üzerinden geçip Geyve Taraklı yoluna girdik ve rampa başladı. Bir vida uygulamasında olduğu gibi, dönerek yükseliyoruz. Kazkıran Geçidi zirvesinde bulutlu tepelerin arasından geçerken rakım 800 metreye ulaşıyor. Doğanın görsel bir şölen oluşturduğu vadideki küçük yerleşimlerin uzağından geçip, Aksu Köyü yanından Taraklı’ya ulaştık. Bizi konuk eden sponsor kuruluş Taraklı Termal’in rehberleri öncelikle şifalı suların çıktığı bölgeye götürdüler. Termal suyun özelliklerin anlattılar. ‘’Sudan Gelen sağlık’’ sloganının Romalılardan günümüze kadar uygulanan su tedavilerine verilen isim olduğunu söylüyorlar. Türkiye’deki uygulaması, şifalı sular ve kaplıcalar. Termal geleneği ve kaplıca geleneğimizin olmasına karşın, yabancı zengin turistlerin ilgi gösterdiği ve çok para harcadığı SPA konusunda henüz bir marka olamamıştık. Taraklı Termal ile markalaşma sorununu da çözüleceğine inanıyorlar. 30 000 dönüm üzerinde arazisi bulunan Taraklı Termal’in 200 milyon dolarlık bir yatırımla ‘’Resort’’ türü bir yapılanma içinde olduklarını öğreniyoruz. Sosyal tesislerinde tavuk pirzola, pilav, salata ve tatlıdan oluşan yemeklerini yedikten sonra Taraklı’ya giriş yapıyoruz.

Taraklı

Taraklı panoramik

Sakarya İli’nin güney ucunda yer alan Taraklı, yeşil mi yeşil bir doğa cenneti olarak karşımıza çıktı. Ahşap mimarisi ile Safranbolu’ya benzediğini söyledi eşim. Üç asırlık ahşap yapıları ve bozulmamış şehir dokusuyla bir Osmanlı kasabasıdır. Dedi rehberimiz Hakan. 19. yüzyıl Osmanlı evleriyle ünlü, şehir ve sokak dokusu bozulmamış Anadolu’daki ender yerleşim yerlerinden biri Taraklı. Koruma altındaki 19. yüzyıl Osmanlı evleri cumbalı, renkli ve her biri farklı mimari özelliğe sahipler.  Kentleşmeye direnen bu Osmanlı kasabasında koruma altındaki yüzlerce eser kamu ve özel kuruluşlar tarafından restore edilerek tarih yaşatılmaya çalışılıyor.

Taraklı-003Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Taraklı ile ilgili şu bilgilere ulaşılıyor. Taraklı, Bursa Tekfuru tarafından yaptırılmıştır. Osman Gazi tarafından fethedilmiştir. Yüz elli akçeli kazadır. Halen kalesi virandır. Ama kasabası bağlı, bahçeli, beş yüze yakın mamur evi, üzeri tahta ve kiremitlerle örtülü şirin bir kasabadır. 11 camisi ve 7 kasabası vardır. Çarşı içindeki camisi, Yunus Paşa Camisi güzeldir. Bir hamamı, beş hanı, altı mahalle mektebi ve iki yüz dükkânı vardır. Hemen herkes tarafından kaşık ve tarak yapıldığından, bu şehre ‘Taraklı’ denmiştir. Dağlar safi şimşir ağacı kaplı olduğundan halkı bunları işleyip Arap ve Acem’e gönderirler. Suyu ve havası çok güzeldir. Bütün dağlar ormanlarla kaplı av yeridir. Deresi içinde aktıktan sonra, diğer bir nehir vasıtasıyla Sakarya Nehri’ne kavuşur. Taraklı’nın en önemli tarihi eserlerinden birisi 1517 yılında yapılmış olan Yunus Paşa Camisi’nin en büyük özelliği, alttan ısıtmalı olması. Cami yapılırken müştemilatı içinde bir de hamam inşa edilmiş. Hamamda ısınan su buharı, toprak künklerle caminin altından geçirilerek alttan ısıtma yapması sağlanmış. Ancak caminin restorasyon çalışmaları sırasında hamam tamamen işlevini yitirerek, yerden ısıtma özelliğini yitirmiş.

Taraklı

Taraklı

Taraklının kentleşmeye direnen  özellikleri onu ‘’Sakin Şehir’’ ya da ‘’Yavaş Şehir’’ kategorisine sokmuş. Yavaş şehirler, küreselleşmenin getirdiği standartlaşmaya karşı İtalya’da ortaya çıkan bir hareketin adı. Yerel dokuyu korumayı hedefleyen hareket, küreselleşme sonucu ortaya çıkan aynılaşmayı ortadan kaldırarak, şehirlerin kendi özgün yapılarını korumayı hedefliyor. Yaşanılır şehirler yaratmak fikrinden yola çıkan “Yavaş Şehir” akımı, küçük kentlerin geleneksel yapılarını, sıkı kurallarla korumaları gerektiğini savunuyor. Yavaş Şehir ya da Cittaslow, 1999 yılında İtalya’da kurulmuş uluslararası bir belediyeler birliğidir. Kelime kökeni İtalyanca “Citta’’/şehir ve İngilizce “Slow”/yavaş kelimelerinin birleşmesiyle türetilen Cittaslow, “Sakin Şehir” anlamında kullanılmaktadır. Birliğe üye olmak isteyen kentlerin üye olabilmeleri için birliğin belirlediği kriterler üzerinden değerlendirilmesi ve Cittaslow felsefesine uygunluğu denetlenmektedir. “Yavaş Şehirler” kriterlerine uyan bu şehirler genellikle tarihi dokusunu, kültürünü, doğal hayatını, zanaatkârlarını ve mimarisini koruyabilmiş şehirler. Amaç, modern ile geleneksel arasında, kaliteli yaşamı destekleyen bir denge oluşturabilmek. Yavaş şehirli olabilmenin en önemli kuralları; gürültü kirliliğini ve trafiği azaltmak, yeşil alanları, yaya bölgelerini artırmak, yerel üretim yapan çiftçilerle bu ürünleri satan dükkân ve lokantaları desteklemek, yerel sanatı ve zanaatı korumak olarak özetlenebilir.

Taraklı-004

Gezi sponsoru olan Taraklı Termal rehberlerinin bize tanıdığı yaklaşık bir saatlik serbest zamanda ‘’Sakin Şehir’’ taraklıyı bütünüyle gezdik sayılır. Yaşları 150 ile 300 yıl olan cumbalı evleri genellikle üç katlı olup, büyük bir bölümü aslına uygun olarak yenilenmiş. Ahşap cumbalı evlerin bazılarında ‘’Cihannüma’’ olarak tanımlanan yuvarlak formda yapılmış, üstü kapalı ve oldukça estetik seyir terasları bulunuyor. Dünyayı görmek anlamında olan Cihannüma, cumbalı evlerin en yüksek yerine inşa edilmişlerdir. Sokak dokusu hiç bozulmamış. Sokakları yokuş yukarı ve oldukça eğimli olup, Arnavut kaldırımlıdır. Böylelikle, kısmen de olsa yağmur sularının toprakla buluşmasına fırsat tanınmış. Sel felaketleri asgariye indirilmiş.

Taraklı-001

Taraklı Termal panoramik

Konaklama tesislerinin olmadığı Taraklı’da kalmak isteyenlere belediyenin yardımcı olduğunu öğreniyoruz. Ayrıca yenilenmiş olan bazı yapıların da pansiyon olarak kullanıldığı söyleniyor. Adını aldığı şimşir tarakların ve kaşıkların yapıldığı üretim tezgâhları yok artık. Her şeye rağmen görmek ve satın almak isterseniz, Taraklı meydanında müze haline getirilmiş bir okul var. Ayakkabısız olarak girilen bu okulu gezdim. Bir bakıma Taraklı’nı Etnografya Müzesi olmuş. Tipik bir Taraklı mimari örneği olan bu yapı 1930 yılından sonra sırasıyla okul, belediye binası ve hükümet konağı olarak hizmet vermiş. 2001 yılında restore edilerek Kültür Evi haline dönüştürülmüş. Yöresel kadın kıyafetleri, kıyafetlerin dokunduğu eski tezgâhlar, Taraklılı Hattat Saim Özel’in eserleri, Taraklı evlerinin minyatürleri ve Taraklı’nın tarihi ile ilgili eserler sergilenmektedir.

Taraklı-005Biz konuklara ayrılan serbest zamandan sonra, Taraklı Termal Devre Mülk Tesislerine götürülüyoruz. Özel tasarlanmış olan mimarisi, yemyeşil çam ağaçlarıyla çevrilmiş doğası ile onlarca dönüm alana kurulmuş olan Taraklı Termal’in örnek bölümlerini ve dairelerini gördük. Bünyesinde bulunan devre mülkler, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi, SPA, alışveriş merkezi, konferans, toplantı-seminer salonları, kültür sanat ve eğitim alanlarıyla dört dörtlük bir tesis olarak gördük. Meraklısının çok olacağını ve büyük ilgi göreceğini düşünüyorum.

Bize rehberlik eden Hakan Keskin’e teşekkür ederiz. İlgilenenlere büyük yardımı dokunacağını düşünerek irtibat numarasını yazıyorum. GSM: +90 530 264 7304

Taraklı

Taraklı

Taraklı

Taraklı

Share Button