Öteki Roma Trastevere

29 Kasım 2015 Pazar, Roma…

Dün Tiber Nehri’nin doğusunda yer alan ve Antik Roma’nın kalbi sayılan meydanları, caddeleri ve bu meydanlardaki anıtsal yapıları gezdik. Bu günkü programımızda ağırlıklı olarak Tiber Nehri’nin kuzey batısında yer alan Trastevere bölgesi var.

Nehirler şehirlerin en önemli hayat damarlarından biridir, anıtsal köprüleriyle şehirlere güzellik katarlar. Tiber nehri de bunlardan biridir. Nasıl ki Boğaziçi İstanbul’u Avrupa ve Asya yakalarına ayırmış, Tiber Nehri de Roma’yı ikiye ayırmıştır. Romalıların Tevere dedikleri nehrin doğusunda Antik Roma kurulmuş, batısında öteki yaka anlamında,  Trastevere bölgesi var. Trastevere bir bakıma öteki Roma.

Üç bin yıllık Roma’da Vatikan, Venedik Meydanı, Roma Forumu, Panteon, Aşk çeşmesi ve İspanyol Merdivenlerini  gezmiş olabilirsiniz. Ama demişti rehberimiz… Tiber Nehri’nin öteki yakasına geçip Trastevere’yi yaşamadan, parke taşlı sokaklarını arşınlamadan, daracık labirentlerinde kaybolmadan Roma’yı görmüş sayılmazsınız.

Konaklama yerimiz olan Giotto Otel’den saat 09,00 civarında ayrılarak, yaklaşık 45 dakikada gezi başlangıç noktamız olan Venedik Meydanı’na ulaşıyoruz. Meydandaki anıtsal yapılara göz gezdirdikten sonra, Via del Plebiscito üzerinden 500 metre batıda yer alan Largo di Torre Argantina bölgesine gidiyoruz.

Buradaki arkeolojik alan aynı zamanda kedi barınağı olarak kullanılıyor. Anglo-İtalyan Hayvanları Koruma Derneği tarafından başlatılan kedileri koruma girişimi, kısa sürede kent sakinleri ve turistlerin büyük desteğini alırken, kentin uzun yıllardır sembolü olarak bilinen kurt, yerini kediye bırakmış gibi görünüyor.

Arkeolojik alanın çevresini dolandıktan sonra, bizi Trastevere bölgesine götürecek olan tramvaya biniyoruz. Asıl Romalıların semti olduğu söylenen bir başka Roma’ya, Trastevere’ye gitmek istiyoruz. Üç bin yıllık Roma’da Vatikan, Venedik Meydanı, Roma Forumu, Panteon gezmiş olabilirsiniz. Ama demişti rehberimiz, Tiber Nehri’nin karşı kıyısına geçip Trastevere’yi yaşamadan, parke taşlı sokaklarını arşınlamadan daracık labirentlerinde kaybolmadan Roma’yı görmüş sayılmazsınız. Etrüsklerden bu yana Trastevere surların dışında kalmış. Marjinallerin, dışlanmışların, tutunamayanların, ötelenmiş olanların mekanı olmuş. Roma İmparatorluğu’nun Önasya ve Afrika fetihleri sonrasında Suriyeliler ve Yahudiler yerleşmiş buraya. Sonra da onlara, geçimini Tiber Nehri’nden sağlayan balıkçılar ve liman işçileri katılmış. 20. yüzyıl sonlarında da sanatçılar, tek kaygısı sanat olan yabancı zenginler keşfetmişler bu semti. Üstelik mimari ve antik dokunun bozulmasına da izin vermemişler.

Trastevere Roma

Trastevere Roma

Dokusu bozulmamış bu semti ve semtteki Piazza di San Trastevere ile meydandaki kiliseyi görmek istiyoruz. Ayrıca eşimin, bu meydan civarında bulunan ve mutlaka pizzalarından yemek istediği Dar Poeta adıyla bilinen bir restauranta uğramak istiyoruz. Ancak bindiğimiz tramvaydan hangi durakta ineceğimizi bilemiyoruz. Yedi sekiz durak sonra iniyor ve çevreden yardım istiyoruz. Google haritalardan da yararlanarak, aynı hat ve aynı tramvaylardan biri ile geri dönüyoruz. Geri dönüşümüz sırasında, bizdeki sosyete pazarlarına benzeyen bir yer eşimin dikkatini çekiyor. Tramvaydaki yolculardan biri ‘’Porta Portese Pazar’’ olarak tanımlıyor. Roma’nın ünlü sokak pazarlarından biriymiş. Daha sonra bu pazara uğramak üzere yolculuğumuz devam ediyor. Tramvaydaki bazı yolcuların önerisiyle bir durakta iniyor ve Piazza di Santa Maria’yı bulmaya çalışıyoruz. Google haritalardan da yararlanarak Via di San Francesco üzerinden meydana ulaşıyoruz.

Trastevere Roma

Trastevere Roma

Piazza di Santa Maria atmosferi sabah güneşi alan büyük bir oturma odası gibi samimi bir yer gibi geldi bize. Merkezinde merdivenlerle ulaşılan sekizgen bir çeşmesi bulunuyor. Çeşme küvetinin kenarlarındaki sekiz köşenin dördüne bronz aynalar, diğer dördüne de bronz kurt başları konularak çeşme görsel yönden zenginleştirilmiş. Sıralama bir ayna bir kurt başı biçiminde olmuş. Kurt başları ilgimizi çekti. Efsaneye göre bir kurt tarafından emzirilen ve büyüdükten sonra Roma’yı kuran Romulus’a atıf yapılmış. Çeşme küvetine erişimi sağlayan çevresindeki basamaklar seyir terası görevini üstlenmişler. Çeşme, hala işleyen Roma’nın en eski çeşmelerinden biri. Bu günkü görünümü 1692 yılında Carlo Montana tarafından oluşturulmuş. Meydan çevresinde ise özel yemekleri ve şarapları olan restoranlar var. Kentin en eski bölgelerinden biri olan bu bölgede pek fazla turist bulunmuyor.

TrastevereTrastevere genelde Romalıların yaşam bölgesi olarak biliniyor. Bu bölgede yaşayanlar kendilerini gerçek Romalı olarak görüyorlar. Santa Maria Kilisesi Roma’nın ilk resmi ibadet yerlerinden biri olarak biliniyor. İsa’nın annesi Meryem’e adanmış. Efsaneye göre Papa Callixtus I tarafından M.S. 220 yılında inşa edilmiş. Özel bazilika planı korunarak, dördüncü ve sekizinci yüzyıllarda restore edilmiş. Kilisenin en ilgi çekici ve hayranlık uyandırıcı bölümleri 12. Ve 13. Yüzyıllarda eklenmiş. Çok otantik mozaikleri olduğunu öğrenmiştik. Kilisenin giriş kapısının üstünde, üçgen alınlığın hemen altında kucağında İsa’yı tutan Meryem ile iki yanında ellerindeki lambalarla 10 kadın betimlemesi var. Altındaki balkon korkulukları üzerine de 4 heykel konulmuş. Sağ tarafta da 4 kademeli bir saat kulesi yer alıyor. Kilise kapalı olduğundan gördük ama gezemedik. Biz de bölgenin Trastevere bölgesinin gizemli, dar ve kıvrımlı sokaklarına bıraktık kendimizi. Bölgenin sokakları ve evleri İstanbul Balat bölgesini andırıyordu. Balat ve çevresi de ağırlıklı olarak Yahudi nüfusunun yerleşim bölgesiydi.

Tevere Nehri üzerindeki Tiberina Adası

Tevere Nehri üzerindeki Tiberina Adası

Piazza di Trastevere bölgesi de İstanbul Balat ve çevresi gibi bakımsız kalmıştı. Yine de keyifle gezdik, önce Piazza Trilussa’ya sonra da Tiber Nehri kıyısına ulaştık.  Karşımızda Ponte Sisto olarak bilinen köprü duruyordu. Köprü üzerinde, Tiber Nehri’ni arkamıza alarak, selfie yöntemiyle anı fotoğrafları çektik. Fotoğraflarla anılarımızı ölümsüzleştirdikten sonra üzerinden tramvayların geçtiği Ponte Garibaldi’ye doğru yürüyoruz. Bir süre sonra Garibaldi Köprüsü ve köprünün doğu tarafında, Tiber Nehri içindeki adacık karşımıza çıkıyor. Adacık Isola Tiberina nehrin ortasına demir atmış, her an sefere çıkacak bir kalyon gibi duruyor. Bu minik adacıkta Azlz Bartolemus’un kemiklerinin bulunduğu iddia edilen ilginç çan kuleli onuncu yüzyıl yapısı San Bartolomeo Kilisesi, küçük bir sinagog, hastane ve helikopter pisti var. Nehrin iki yakasına birer köprü ile bağlanmış. Garibaldi köprüsü üzerinden Tiber nehri ve ortasındaki adacık yeterince izlendikten sonra eşim daha önce tramvayda gördüğü halk pazarına, Piazza Porta Portese’ye gitmeye karar veriyor.

Garibaldi Köprüsü üzerinden Tiber Nehri

Garibaldi Köprüsü üzerinden Tiber Nehri

Ünü tüm Avrupa’da bilinen Porta Portese, İtalya’nın en büyük sokak pazarı olma unvanını taşımaktadır.  Giyim, ev eşyası, antika ürünler ve daha birçok eşyanın satıldığı bu pazarda dünyaca ünlü markaların ihracat fazlası ürünlerini, bu ürünlerin 2. ellerini ve imitasyonlarını çok ucuz fiyatlara bulabilmek mümkün. Hem keşfedilmemiş olmasından hem de yerli halkın yoğun ilgi gösteriyor olmasından kaynaklı kendinizi bir Romalı gibi hissedebileceğiniz bir pazar olarak biliniyor. Bu tür pazarlara bizde Bit Pazarı dendiği gibi Sosyete Pazarı da deniyor. Her türlü elektronik eşya, kitaplar, antika saatler, şamdanlar, sandalyeler, masalar, kitaplar ve onlarca çeşit giyim eşyası bulunuyor bu pazarda. Pazar günleri 07.00 – 14.00 saatleri arasında hizmet veriyor.Eşim Porta Portese Pazarına gidince ben de Garibaldi Köprüsü’nü geçerek tekrar Antik Roma bölümüne yürüdüm. Largo di Torre Argantina bölgesini bir kez daha dolaştıktan sonra tekrar Trastevere bölgesine geri döndüm.

Dar Portea Trastevere Roma

Dar Portea Trastevere Roma

Garibaldi Köprüsü’nün Trastevere tarafındaki Belli hafif tren istasyonunda eşimle buluşacaktık. Henüz gelmediğini görünce, özellikle pizzalarını yemek istediği Pizzeria Dar Poeta adlı restoranı bulmak istedim. Böylelikle bölgenin dar, eski, yıpranmış ve gizemli sokaklarını bir kez daha gezecektim. Roma’da oldukça meşhur olan Dar Poeta’ya ulaştığımda, bu dar ve köhne sokakta bu kadar meşhur olmasına şaşırdım. Otantik bir havası olan restoranda henüz yeterli müşteri yoktu. Yanılmışım. Geri dönüp, eşimle tekrar geldiğimde neredeyse yer yoktu. Zorla bir yerlere oturtulduk. Uzun süre bekledikten sonra sipariş verebildik ve siparişi de uzun süre bekledik. Ancak, beklediğimize değdi. Pizzaları çok iyi, özellikle porcini mantar ve maydanozlu pizzalarını harika bulduk. Ev şaraplarını oldukça iyi ve hesaplı bulduk. Gelen pizzalarımızı, kenarları dahil, sildik süpürdük. Pizzalarımızı yedikten ve şaraplarımızı içtikten sonra, yaklaşık 950 metre uzaklıktaki Venedik Meydanı’na kadar yürüdük. Eşim dinlenmek için cafelerden birine girdi. Ben de çok merak ettiğim Forum Roma’nın yolunu tuttum.

Roma ( 3-002Roma Forumu Antik Roma’nın geliştiği merkez bölgesidir. Muhtemelen başlangıçta ticari, adli, dini, siyasi, toplumsal, pazar yeri, geçit yeri, seçim alanı, sayım merkezi ve gladyatör arenası gibi her türlü kullanıma ayrılmış bir bölgeydi. Dini törenler, halka verilen ziyafetler, şenlikler ve oyunlar burada yapılır ve panayırlar burada kurulurdu. Sonraları daha kapsamlı hale getirildi. Roma kentlerinde forumlar resmi, idari, dinsel ve ekonomi yapılarının yer aldığı ve halkın bu yapılarla ilgili faaliyetlerinin gerçekleştiği yapı komlekslerine dönüştü. Planlı Roma kentlerinde Forum için ayrılan alanlar genel planlamanın en önemli unsurlarından biriydi. Forumda toplantı yerleri, tapınak, bazilika, bir ya da iki stoa mutlaka yer almıştır. Roma büyüdükçe ve şehir hayatı karmaşık bir hal aldıkça forumun da çehresi ve içindekiler değişmiştir. Günümüzde yabani otların sardığı harabe halindeki bu arkeolojik bölge 1 000 yıl boyunca Antik Roma’nın en önemli yeri olmuştur. Roma İmparatorluğu’nun yıkılması sonrasında bakımsız kalan anıt ve binalar yıkılmıştır.

Forum Roma

Forum Roma

Forum alanı Mussolini tarafından yaptırılan Via dei Fori İmperiali adlı cadde ile ikiye bölünmüş. İçindeki tapınaklar, anıtlar ve harabe halindeki yapılarıyla dünyanın en büyük arkeolojik alanlarından biridir. Antik Roma’nın geliştiği merkez bölge olan Roma Forumu olup, mutlaka görülmesi gereken yerlerden biridir. Roma Forumu bünyesinde  Castor ve Pollux Tapınağı, Romulus Tapınağı, Satürn Tapınağı, Vesta Tapınağı, Venus ve Roma Tapınağı, Aemilia Bazilikası, Julia Bazilikası, Septimius Severus Kemeri, Titus Kemeri, Rostra, politikacıların Roma vatandaşlarına konuşma yaptığı yer, Roma Senatosu’nun yeri., Maxentius ve Konstantin Bazilikası, Tabularium, Antoninus ve Faustina Tapınağı, Urbi Göbeği,Sezar Tapınağı gibi büyük anıtları, yapıları ve diğer antik harabeleri bulunmaktadır. 

Roma (29 Kasım 2015)-002Forum Roma’yı panoramik olarak görüp, fotoğraflarken eşimin telefonu ile uyandım. Venedik Meydanı otobüs duraklarına geri dönmeliydim. Döndüm dönmesine de otobüs seferleri iptal edilmişti. Corso Vittorio Emanuele II güzergâhında protesto gösterisi varmış. Taşıt trafiğine kapatılmış. Eşimle birlikte gösteriyi izlemeye karar verdik. Güvenlik önlemleri mükemmeldi, protestocuları korumaya yönelikti. Grubun önünde ve arkasında yer alan güvenlik görevlilerinin yanı sıra yan cephelerde de görevliler vardı. Tam bir şenlik içinde geçen protesto yürüyüşünü geride bırakarak, Via del Corsa’ya girdik. Buraya Corso deniyor, çünkü burada at yarışları yapılıyormuş. Roma karnavalı sırasında atlar yarıştırılıyormuş. Papalar da burada atlarını yarıştırmışlar. Biz kendimiz yarışmak istiyoruz. Halk Meydanı olarak bilinen Piazza del Popola’ya gitmek istiyoruz. Popola meydanındaki metro ve hafif raylı sistemden yararlanarak otelimize dönmeyi düşünüyoruz. Yapımı M.Ö. 220 yıllarına tarihlenen Via del Corsa akşamları taşıt trafiğine kapatılıyor. Biz de taşıt trafiğinin olmadığı bu zaman diliminde yürüdük Corsa’da. 

Roma

Roma

2 000 yıllık bir geçmiş olan Corsa’nın iki tarafındaki bütün yapılar anıtsal nitelikte olup, görülmesi gereken saraylar, bazilikalar, meydanlar, dikili taşlar var. Alış-veriş yapmak isteyenler için de oldukça lüks marka mağazalar bulunuyor. Yürümeyi ve alış-veriş yapmayı sevenler için ideal bir cadde Corsa. Üstelik sağında ve solunda,  caddeye oldukça yakın olan Trevi Çeşmesi ve İspanyol Merdivenleri bulunuyor. Yaklaşık 1 700 metre uzunluğundaki caddeyi 30 dakikada geçerek Popola Meydanı’na ulaştık. Roma’nın en ünlü toplanma meydanı olan Popola adını meydanda yer alan Santa Maria del Popola kilisesinden almaktadır. Meydanın ortasındaki dikili taş Mısır’dan getirilmiş. Firavun Ramses II’ ye olan övgüleri anlatmaktadır. Meydanı Neptün ve Obeliks çeşmeleri süslemektedir.  Meydanı panoramik olarak izleyip, fotoğraflarını çektikten sonra bizi otelimize götürecek olan raylı sisteme giriş yapıyoruz.

Yarın, 30 Kasım 2015 Pazartesi Roma’dan ayrılıyoruz. Her sokağı, caddesi ve meydanı tarih fışkıran bu antik şehri, İmparatorluklar başkentini tekrar görmek dileği ile…

Share Button