Kuzey Avrupa’nın Parlayan Yıldızı Amsterdam

                      20 Ekim 2014 Pazartesi, Amsterdam…

Benelüx & Paris Sonbahar Turunun birinci günü sonlanmak üzere. Kanallar ve köprüler kenti olan Amsterdam şehrindeyiz. Turun birinci adı olan  Benelüx; Belçika (Belqium), Hollanda (Netherlands) ve Lüksemburg (Luxembourg) ülkelerinin ilk hecelerinin birleştirilmesiyle oluşturulmuş ekonomik  bir birlik olup, Avrupa Birliğinin öncüsüdür demişti rehberimiz Can İliriş.

Birliğin ilk ülkesi Amsterdam her yıl milyonlarca turisti ağırlamaktadır. Dünyadaki en önemli sanat eserlerinden bazılarını barındıran müzeleri sayesinde sanatseverlerin başlıca ilgi odağı olmaktadır. Değişik mimariye sahip kiliseleri, kente özgü çizgilere sahip renkli binaları, ünlü coffee shop’ları, kanal gezileri, yemyeşil parkları ve sokakları dolduran bisikletlileri ile Amsterdam, aklınızda yer edecek güzellikte bir kenttir. 

2012 yılında, kuruluşunun 10. yılını kutlamakta olan Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi önemli bir etkinlik gerçekleştirmişti. Hollanda ve Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin 400. yılını kutlama etkinlikleri çerçevesinde ‘’Rembrandt ve Çağdaşları Sergisi’’ sanatseverlerin beğenisine sunulmuştu. Amsterdam’daki Rijksmuseum ile Dünyanın önde gelen özel koleksiyonlarına ait olan eserler, Türkiye’de ilk kez izleyicilerle buluşturulmuştu.

Bir ay içinde 5 kez ziyaret ettiğim bu sergi sayesinde Hollanda’nın altın çağının yanı sıra topraklarının büyük bir bölümü deniz seviyesinin altında olan Hollanda’yı ve Başkenti Amsterdam’ı tanımaya çalıştım. Hollanda ve Amsterdam’ı Ziyaret edilecek ülkeler ve kentler listemin ilk sıralarına yerleştirdim.

Amsterdam Dam Meydanı

Eşimle birlikte gezmeyi seviyoruz. 20 Ekim 2014 Pazartesi sabahı İstanbul Sabiha Gökçen Havaalanı’na saat 08.00 de ulaşmıştık. Dış hatlar terminalinde bilet check-in sırasına girip, bavullarımızı da verdikten sonra uçak saatini beklemek için free-shop’ta vakit geçirmek üzere, giriş yaptık. 

Saat 10.35’te kalkacak olan Pegasus Havayollarına ait uçağımızın saat 13.15 te Brüksel Havaalanı’na inmesi bekleniyordu. Free shop biraz oyalandıktan sonra, kafelerden birine oturarak, gezimiz esnasında göreceğimiz yerlerle ilgili notlarımızı gözden geçirmeye başladık. Bir süre sonra da rehberimiz Can İliriş geldi ve kendisini tanıttı.

Amsterdam Dam Meydanı

Tüm gezi boyunca olağanüstü bir performans gösteren, zamanı ve gezilecek yöreleri çok iyi ve verimli kullanan rehberimiz Can İliriş’e buradan bir kez daha teşekkür ederim Akıncı Ailesi adına. Bundan sonraki yazılarımda, Can İliriş yerine rehberimiz sözcüğünü kullanacağım.

Amsterdam kanalları

Program gereği, saat 10.35 te bindiğimiz uçak, saat 13.15 te Brüksel Havaalanına indi. Bu arada saatler bir saat geri alındığından, saatlerimiz 12.15 i gösteriyordu. Fotoğraf makinelerimizin bu değişiklikten haberi olmadı tabii ki, onlarda saat yine 13.15 i gösterecekti çektiğimiz fotoğraflarda. Rehberimizin yardımıyla, bir sorun yaşamadan, gümrük ve pasaport kontrolünden kolaylıkla geçtik. Tuvalet ihtiyaçlarımızı gidermek üzere WC’lere girdik.

Amsterdam

Brüksel için ilk izlenim oldukça kötü oldu. Avrupa’nın başkenti durumundaki Brüksel Havaalanı tuvaletleri oldukça pis ve tuvalet sonrası rezervuarlardan su akıtacak olan baskı araçları da bozuktu. Hayal kırıklığına uğramıştım doğrusu. Öyle ya da böyle, tuvalet ihtiyaçlarımız da giderildikten sonra, kırmızı saplı şemsiyesiyle bizleri etrafında toplayan rehberimizin eşliğinde bizi Amsterdam’a götürecek olan otobüsümüze giderek, bavullarımızı verdik ve koltuklarımıza oturduk.

Amsterdam

Herkes yerini aldıktan sonra rehberimiz ad okuyarak yoklama yaptı. Sonra da konuklarımızın her gün farklı bir koltukta oturmasını rica etti. Tüm gezi boyunca, rehberimizin bu ricası yerine getirildi. 45 kişilik grubumuz hem uyumlu, hem de birbirine saygılıydı. Büyük çoğunluğunu hanımların oluşturmasının da bunda payı vardı sanıyorum. Önümüzde yaklaşık 200 kilometrelik yol vardı.

En önde ve sağdaki 3 ve 4 numaralı koltukları kendisine ayıran rehberimiz, uzun yolculuğumuzun rahat geçmesi için, konukların kendilerini tanıtmaları eylemiyle işe başladı. Herkes sırasıyla, rehberimizin yanına giderek, kendilerine uzatılan mikrofondan kendilerini tanıttılar. Bu tanıtımlar sırasında esprilere konu olan cümleler, hem rehberimizi hem de diğer konukları rahatlatmanın yanı sıra eğlendirdi de. Tanıtımlar sonrasında, sanıyorum 100 kilometreye yakın bir yol almış olmalıyız ki Mcdonalds restaurantlarının bulunduğu bir yerde yemek ve ihtiyaç molası verildi. Mola süresi dolduğunda herkes yerlerini almıştı.

Amsterdam

Rehberimiz Can İliriş yoklama yaptıktan sonra, Hollanda ülkesi hakkında panoramik bilgi vermeye başladı. Toprak yönünden fakir olan Hollanda nüfus yoğunluğu fazla olan bir ülkedir diyen rehberimiz, Ülke özellikle peynirleri, yel değirmenleri, bisikletleri, laleleri ve sosyal hakları ile tanınır. Çok sayıda kanal, bent, göl, köprü, suyolu vardır. Deniz seviyesinin altında kalan oldukça fazla miktarda toprak tarıma elverişli olup, ülkenin en göz alıcı yönlerindendir.

Hollanda topraklarının % 32’sini tarım toprakları, % 40’ını çayır ve mera’lar, % 18’ini ise ormanlar meydana getirmektedir. %40 oldukça büyük bir rakam. Nitekim pencerelerinizden sağınıza ya da solunuza bakarsanız, büyükbaş hayvan çiftliklerini görürsünüz. Her bir çiftliğin, en az 10 dönüm olmak üzere, hayvanlarının otlanma alanları bulunmaktadır. Kapladığı alan ile küçük bir ülke olan Hollanda, coğrafik yapısı ve kültürel birikimi ile çok şey sunmaktadır. Çok sayıda denizcilik ile ilgili müze, sayısız eserler, etkinlikler ve panoramik eski mahalleler, su ile hayat bulan ülkenin en çarpıcı unsurları arasında yerlerini alır.

Amsterdam

Rehberimizin anlattıklarını dinlerken, bir taraftan da pencerelerimizden hayvan çiftliklerini gözden geçiriyorduk. Otlanma alanlarında onlarca su kanalı ilk göze çarpanlardan biri… Diğer taraftan doğal göletler her yerde kendini gösteriyor. Hollanda’nın Başkenti Amsterdam’a gelince, Kuzey Avrupa’nın parlayan yıldızı olarak tanımlanıyor. Avrupa’da, kuzeyin en renkli kenti ve Hollanda’nın başkenti Amsterdam, Amstel Nehri’nin ağzında yer alan konumuyla Avrupa’nın ve dünyanın en önemli liman kentlerinden birisidir. Hem tarihi dokusu, hem kültürel zenginliği hem de çılgın gece hayatıyla Avrupa’nın en önemli turizm merkezlerinden biri olarak keyifli bir tatil rotası sunar diyor rehberimiz.

Amsterdam

Kanallar ve köprüler kenti olan Amsterdam, her yıl milyonlarca turisti ağırlamaktadır. Dünyadaki en önemli sanat eserlerinden bazılarını barındıran müzeleri sayesinde sanatseverlerin başlıca ilgi odağı olmaktadır. Değişik mimariye sahip kiliseleri, kente özgü çizgilere sahip renkli binaları, ünlü coffee shop’ları, kanal gezileri, yemyeşil parkları ve sokakları dolduran bisikletlileri ile Amsterdam, aklınızda yer edecek güzellikte bir kenttir. Rehberimizin bilgilendirmeleri yolculuğumuzu kolaylaştırmıştı. Nihayet Amsterdam görünmüştü ama hava da kararmıştı. Fotoğraf çekme yönünden şanslı olamayacaktık. Yeterli ışık olmayınca, çektiğimiz fotoğrafların kalitesi düşecekti. Yarın fotoğraf çekme şansını bulacaktık.

Dam Meydanı’nda Gece


Derken Amsterdam’ın merkez meydanı Dam’a geldik. Dam Square olarak bilinen meydanın çevresinde Kraliyet Sarayı, Hollanda Ulusal Anıtı, Madame Tussauds Balmumu Heykel Müzesi gibi yapılar yer alıyor. Rehberimiz bizi öncelikle Kırmızı Fener Sokağı’na götürdü. Bu sokaktan sonra ulaştığımız kanalın kenarında ‘’Erotik Museum’’ bulunmaktaymış. Adı cinsellik çağrıştırsa da, içerisi yoğun bir hüzün barındırmakta olup, Müze, Amsterdam’daki seks işçilerinin yaşamlarından kesitler sunmaktadır diyor rehberimiz.

Dam Meydanı çevresini dolaştıktan sonra, kentte panoramik bir tur yapıp, otelimize gidiyoruz. Oldukça büyük odamızda su ısıtıcısı da bulunmaktaydı. Çay demleyip, televizyon izledikten sonra, ertesi sabah saat 07.30 da kalkmak üzere, adeta yataklarımıza yapıştık.

Share Button