Kalamış Kadıköy İstanbul

Moda Kadıköy İstanbul

Moda Kadıköy İstanbul

Yok Başka yerin Lütfü ne yazdan ne de kıştan 
         Bir tatlı huzur almaya geldik Kalamış’tan
                  Yok Zerre teselli ne gülüşten ne bakıştan 
                             Bir tatlı huzur almaya geldik Kalamış’tan 

                                                                    Behçet Kemal Çağlar

 

 

24 Eylül 2011 Cumartesi günü, kayınbiraderim Lütfi beni arayarak ‘’Enişte, Cihan ile seni almaya geliyoruz, Kadıköy’e gidelim’’ dedi. ‘’Moda sahillerinde oturur, Kalamış’ta gezeriz. Sen de bolca fotoğraf çekersin.’’ Lütfi’nin bu önerisine bayıldım. Bu öneri Benim için, kaymaklı ekmek kadayıfı yerine geçmişti. Eşi Cihan ile gelip, beni Göktürk’teki evimden aldılar. Hasdal- Kemerburgaz yolundan İstanbul Çevre yoluna çıktık. Yaklaşık altı kilometre sonra da Büyükdere Caddesine ulaştık. Barbaros Bulvarında ilerleyerek tekrar çevre yoluna girdik ve Boğaziçi Köprüsüne yöneldik. Köprüden geçerken, arabanın camını açtım ve masalımsı bir görünüm kazanmış olan İstanbul Boğazı’nın fotoğraflarını çektim. Boğaziçi Köprüsü geçildikten sonra çevre yolunda yaklaşık on kilometre   yol aldık.Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumunun bulunduğu kavşaktan önce Taşköprü caddesine sonra da Bağdat Caddesine girdik.

Yıllardır sürekli duyduğum ve görmek istediğim Bağdat Caddesi, Kızıltoprak’ tan başlayarak Maltepe Belediyesi sınırlarındaki Cevizli’ye kadar uzanan ünlü bir caddedir. Bağdat Caddesi ve çevresi, zengin insanların mekânıdır .Bağdat Caddesi’nin zengin insanların mekânı olmasının nedeni de; II. Abdülhamit dönemine dayanır. Padişah’ın sarayına yakın oturmak isteyen paşalar, devlet görevlileri ve zengin tüccarlar; Kadıköy’de arazi alarak köşkler, konaklar ve evler yaptırmışlardır. Günümüzde bu evlerden bazıları hala mevcuttur. Bağdat Caddesi’nin ismi ise IV. Murat dönemine denk gelir. Bağdat’ı geri alabilmek için “Bağdat Seferi” düzenlenir.Osmanlı bu savaştan zaferle döndükten sonra; İstanbul’dan sefere çıkarken gittiği yol da Bağdat ismini alır.Bağdat Caddesi üzerinde yaklaşık bir buçuk kilometre yol gittikten sonra, Fener Kalamış Caddesine giriyoruz. Kalamış Tarihi Köşk’ün bulunduğu kavşaktan Münir Nurettin Selçuk Caddesine yöneliyoruz.

 Kalamış Koru Sitesini geçiyor ve Kalamış Marina çıkışına ulaşıyoruz. Marinanın  karşısındaki göbekte Sadun-Oda Boro anıtına rastlıyoruz. Sadun Boro ve Alman asıllı eşi Oda Boro zorlu deniz yolculuklarıyla ünlüdürler. Athar Beşpınar’ın inşa ettiği ‘Kısmet’ adlı tekneleriyle, 1965–1968 yılları arasında, yelkenle dünya turunu tamamlamışlar. Türkiye’den bir ilki başarmışlar. Bir grup amatör denizci tarafından, Sadun Boro ve eşi Oda Boro’ya minnet ve şükranlarını ifade etmek istemişler. Bu amala hazırlanan “Amatör Denizciler Anıtı”  hazırlanmış ve 28 Mayıs 2011 de açılmış. Amatör Denizciler Anıtı’nın kaidesinde, gazeteci Necati Zincirkıran’ın 29 Mayıs 2011 tarihli bir yazıtı vardır.

 

Sadun Boro eşi Oda ve kedileri Miço, ‘’Kısmet’’ adlı yerli yapımı 10.30 metrelik yelkenli tekneleriyle batı rotasını izleyerek, iki yıl on ay üç hafta boyunca; nice engin denizler, okyanuslar aşarak tayfunlar, fırtınalar, metrelerce yükseklikteki dalgalarla, korsanlarla karşılaştılar.O günün şartlarında gerçekleştirilen 30 bin millik bu dünya seyahatini, ayrıldıkları İstanbul’da tamamlayan Borolar, coşkun sevgi ve muhteşem törenlerle karşılandı. Türk Amatör Denizciliği; Sadun Boro’nun bu seyahatinden ve denizle ilgili yayınlanan sayısız eserlerinden sonra büyük bir ivme kazandı. Denize ve yelken sporuna olan ilgi arttı. Tekne adedi çoğaldı. Boro’dan esinlenen birçok denizci de kendi teşebbüsü ve yelkenlisiyle dünya turu yaptı.

Bu anıt, bütün hayatını ülkemizin emsalsiz deniz doğasının korunmasına ve denizciliğimizin gelişmesine adayan Sadun Boro’dan feyzalarak ‘’Betame’’ adlı teknesiyle dünya turuna çıkan Mustafa Aksoy tarafından yaptırıldı. Anıtın topluma ve denizcilik dünyasına mal olması, Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk’ün sağladığı yer ve imkânlarla gerçekleştirildi. Temennimiz daha nice dünya seyahati yaparak bu anıttaki yerlerini almasıdır.

 

Kalamış Parkı

 

Fotoğraflarını sonradan çektiğim Anıtı geçiyor ve Kalamış Parkı’nın karşısında bir yere, caddedeki kaldırım kenarına aracımızı park edip, Kalamış Parkı’na giriyoruz. Park, Kalamış Koyuna paralel olarak uzanıyor. Park, oldukça büyük bir alana sahiptir. Kalamış Parkında futbol, basketbol ve tenis sahası çocuk parkı ve benzeri tesisler bulunuyor. Parkta, Kadıköy’ün ilk belediye başkanı olan Osman Hamdi Bey’in heykeline rastlıyorum. Parkın bakımsızlığı heykele de yansımış. Osman Hamdi Bey ile ilgili herhangi bir bilgi olmadığı gibi, çevre düzenlemesi de yok. İyi ki gitmeden önce biraz araştırma yapmıştım.30 Aralık 1842’de İstanbul’da dünyaya gelen Osman Hamdi Bey’in babası İbrahim Ethem Bey, ülkenin ilk maden mühendislerinden biri olup, 1877’de sadrazamlığa kadar yükselen bir devlet adamıydı. Çok iyi bir eğitim gören Osman Hamdi Bey Türk arkeolog,  müzeci, ressam ve Kadıköy’ün ilk belediye başkanıdır.

 

Osman Hamdi Beyi ilk defa Pera Müzesi’ndeki ünlü eseri Kaplumbağa Terbiyecisi ile tanımıştım. Daha sonraları da İstanbul Arkeoloji müzeleri bünyesinde yer alan Osman Hamdi Bey salonu kendisiyle ilgili bilgilerimin artmasını sağlamıştı. İlk Türk arkeologu kabul edilir. En önemli arkeolojik kazısı 1887-1888’de gerçekleştirdiği Lübnan Sayda Kral Mezarlığı kazılardır. Bu kazılar sırasında dünyaca ünlü İskender Lahdi’ni bulmuştur. Çağdaş Türk müzeciliğinin kurucusudur.İstanbul Arkeoloji Müzesi’ni kurmuş, 29 yıl müdürlüğünü yapmış ve müzeyi dünyanın sayılı müzeleri arasına sokmuştur.Ülkemizin ve miletimizin yüzünü ağartan bir bilim adamıdır.

 

Kalamış Koyu

 

Yok Başka yerin Lütfü ne yazdan ne de kıştan
                          Bir tatlı huzur almaya geldik Kalamış’tan

Dizelerinden hatırladığımız Kalamış Koyu; İstanbul’un, denize ellerini ve gönlünü kaptırdığı en güzel koylardan biridir.Geçmişte, Kalamış için şiirler yazılmış ve şarkılar bestelenmiştir. Bunlardan en ünlüsü ve hep akılda kalan, sözleri Behçet Kemal Çağlar, bestesi Münir Nurettin Selçuk’a ait olan şarkıdır.Yok Başka yerin Lütfü ne yazdan ne de kıştan, Bir tatlı huzur almaya geldik Kalamış’tan,Yok Zerre teselli ne gülüşten ne bakıştan,Bir tatlı huzur almaya,İstanbul’u sevmezse gönül aşkı ne anlar,Düşsün Suya yer yer erisin eski Zamanlar,Sarsın bizi aksamla Şarap rengi dumanlar
Münir Nurettin Selçuk;Türk müziği tarihinde tek başına konser verme geleneğini getiren sanatçıdır.

Münir Nurettin Selçuk, İlk solo konserini Paris dönüşü, 1930 yılında, şimdiki Dormen Tiyatrosu’nda vererek büyük ilgi topladı ve hayranlık uyandırdı. Konserlerde frak giyen ve ayakta şarkı söyleyen, aynı zamanda koro eşliğinde solo okuma geleneğini de ilk kez uygulayan sanatçı  oldu. Batıdan gelen opera, tango gibi sanatsal etkinlikleri, kendi geliştirdiği Türk müziği okuyuş tarzına dahil etti.Bir başka deyişle, kendi yorumlarıyla okudu. Sörf yapan onlarca sörfçü ile Kalamış Koyu muhteşem bir görüntü oluşturuyor. Tam karşımızda, sağ tarafta Moda Burnu ve önünde tarihi Moda İskelesi görünüyor.Ne var ki bu görüntüyü bozan bir takım olumsuzlukları da görmemiz ve eleştirerek yetkililere duyurmamız gerekiyor. Kızıltoprak ile Fenerbahçe arasında yer alan Kalamış Koyu’na Kurbağalı Deresi dökülüyor. Koyun kirlenmesine neden olduğu gibi, yaz aylarında hoş olmayan bir koku da yaydığı söyleniyor.

Kayınbiraderim Lütfi ile eşi Cihan’ı, Osman Hamdi Bey heykelinin yakınlarında, bir ağaç altındaki banklardan birinde bırakarak, çevreyi tanıma ve fotoğraf çekme turuna çıkıyorum. Kalamış Marina ve yerleşkesine uğruyorum. Setur Marinas Fenerbahçe ve Kalamış tesisleriyle karşılaşıyorum. Tesislerde cafeler, lokantalar ve satış mağazaları bulunuyor. Tesislerin içinde bir tur atıp, fotoğraflarımı çekiyor ve marinaya yöneliyorum. Avrupa ve Asya’yı birleştiren ve üç imparatorluğa başkentlik yapmış olan İstanbul’un en güzel koylarından Kalamış-Fenerbahçe’de Türkiye’nin ve Setur Marinaları’nın en büyüğü bulunuyor. Kültür ve sanatın doruklarında, benzersiz tarih ve turistik güzelliklerle dolu bir şehir olan İstanbul’un gözbebeği olmuş. Dünyanın en karmaşık, etkileyici yarış ve yelken parkurlarından biri olan İstanbul Boğazı Kalamış Marinasına ayrı bir özellik katıyor.

Marmara’da Prenses Adaları çevresinde bambaşka bir seyir ve gezi keyfi sunuyor. Setur Marinaları genel merkezinin yer aldığı Kalamış ve Fenerbahçe Marinaları, 3000 yıllık bir kentin bütün güzelliklerini Setur Marinaları’nın hizmet kalitesi ile bir arada sunuyor. Koç Topluluğu’nun Turizm Grubu üyesi olan ve 1965 yılı ortalarında kurulan Setur Servis Turistik A.Ş., marinacılık faaliyetlerine 1978 yılında Çeşme Altınyunus Oteli kapsamındaki Altınyunus Marina ile başlamıştır. 1986 yılında, merkezi Marmaris olmak üzere 6 teknelik bir filo ile kurulan Setur Yat Ofisi, o dönemde çoğunluğu yabancı sermaye olan ve ülkemizde hizmet veren tekne kiralama şirketlerinin yanında yerini almış.Talepteki artış nedeni ile 1990 yılında hizmete geçirdiği Göcek Yat Ofisi ile sayısını 2′ye çıkarmıştır. 2000 senesi itibari ile 20 teknelik filoya sahip olan Setur Yat Ofisi, 2000 yılı sonunda bu faaliyet alanından çıkmaya karar vermiş.

Filosunu ve merkezini Kalamış Marina’ya taşıyarak teknelerin satışını burada tamamlamıştır. Kalamış Marinasını geçiyorum ve Fenerbahçe Yat Limanına ulaşıyorum. Yüksek tel çitlerle çevrili yat limanının fotoğraflarını tel çitler arasından çektim. Fenerbahçe Adası ya da Fenerbahçe Burnu, önceleri Kadıköy ilçesinin güneybatısında Marmara Denizi’ne uzanan bir burun iken, Fenerbahçe Yat Limanı’nın inşa edilmesiyle birlikte karayla bağlantısı kesilerek bir ada hâline getirilmiş. Yat limanı inşa edildiğinde, güneyde Fenerbahçe Burnu; doğuda anakara, batıda da mendirekler büyük ölçüde limanın su döngüsünü engellemiş. Bu sorunu çözmek amacıyla, ince bir kıstakla karaya bağlanan Fenerbahçe Burnu’nun yapay bir kanalla anakaradan ayrılmasına karar verilmiş. Çalışmalar bittikten sonra Fenerbahçe Adası anakaraya, su döngüsünü engellemeyecek bir araç ve bir de yaya köprüsüyle yeniden bağlanmış.

Kaynaklar:
1) Vikipedi (Özgür Ansiklepodi)
2) Kadıköy Belediyesi internet sitesi

Share Button
3911 cevaplar

Yorumlar kapalı.