Paris’in Simgesi Eyfel

                                  24 Ekim 2014, Paris… 

Benelüx & Paris Sonbahar Dönemi turunun en önemli ayağı olan Paris’te, öncelikle görmek ve yapmak istediklerimiz; Louvre Müzesi’ni gezmek, Seine Nehri tekne turuna katılmak ve Eyfel Kulesi’ne çıkmak biçiminde özetlenebilir.  Her üç etkinlikte de yüzlerce metre bilet kuyruklarıyla karşılaşırsınız. Vakit Nakittir özdeyişi tam da buralar için geçerlidir. Bereket çok becerikli ve konusunda yetkin bir rehberimiz var. Can İriliş… İlk iki etkinlik olan Louvre Müzesi ve Tekne Turu, rehberimiz sayesinde, zaman kaybına uğramadan gerçekleştirildi.

Eyfel Kulesi ve Paris

Eyfel Kulesi  Paris

Rehberimiz grubumuza Seine Nehri tekne turunu ayarlayıp tekneye bindirdikten sonra, Eyfel Kulesi’ne giderek biletlerimizi almış ve sıraya girip, beklemeden kuleye çıkış bağlantılarını da kurmuştu. Tekne turu sonrasında bizi kuleye götürmek üzere geri gelen rehberimiz ‘’ Eyfel Kulesi tüm dünyada Paris’in ve Fransa’nın sembolü haline gelmiş bir demir yığını.’’ Demişti. Tekne gezintisinde iken oldukça uzaktan, son derece alımlı görülen kule, yanına geldiğinizde hayal kırıklığı yaratıyor. Paris’e gelmeden, biraz abartılı olacak ama rüyalarıma girecek kadar beni meşgul eden bu kule birden bire bütün gizemini yitirmişti sanki…

Eyfel Kulesi  Paris

Adını, yapımını üstlenen firma olan Gustave Eiffel’den alan Eyfel Kulesi, yılda 6 milyon turisti ağırlıyormuş. 1887 ile 1889 yılları arasında Gustave Eiffel’in firması tarafından, Fransız Devrimi’nin 100. yıl kutlamaları çerçevesinde düzenlenen Paris Dünya Fuarı’nın giriş kapısı olarak yapılmış. Rehberimizin söylediğine göre; 3.000 işçi 26 ay boyunca 18 038 adet demir parçayı 2,5 milyon perçinle bir araya getirmiş. Hiç bir ölüm vakasının yaşanmamış olması, o günün şartlarında şaşırtıcı bir durum olsa gerek.

Eyfel Kulesi 300 m yüksekliktedir. Zirvesindeki televizyon vericileri 27 m daha yükseklik kazandırır. Günümüzde yaygın olarak kullanılan çelik yerine demirden inşa edilmiş, özel teknikler sayesinde günümüze kadar sağlam olarak gelmiştir. Kamuya açık platformlar 57 m, 115 m ve 276 m yükseklikte bulunur. Ziyaretçiler, üç asansörle kuzey, batı ve doğu kanatlarından ilk iki platforma ulaşır. Biz 115 metre yükseklikteki platforma çıktık. Başta Seine Nehri olmak üzere, bütün Paris panoramik olarak görüş alanımıza girmişti.

Eyfel Kulesi  Paris

Kabeyi tavaf eder gibi, Demir Leydi’nin çevresinde 360 derece dönerek Paris Kenti’ni bir bütün olarak hafızamıza kazımaya çalıştık. Üzerinde bulunduğumuz 115 metre yükseklikteki platformdan görüş alanımızın güney-doğu bölümüne bakıyoruz. Paris’in en büyük yeşil alanlarından biri ile bu yeşil alandaki binlerce turist ilgimizi çekiyor. Bulunduğumuz yükseklik ve yeşil alanın büyüklüğü yanında insanlar birer karınca gibi görünüyor. Kulenin güney-doğusunda yer alan ve Champ De Mars olarak bilinen Mars Bahçesi Ecole Militaire olarak bilinen Askeri Okula kadar uzanmakta ve yaklaşık 200 000 m2 lik bir alana yayılmaktadır.

Champ De Mars-Eyfel Kulesi  Paris

Paris’teki en büyük yeşil alanlarda biri olan Champ De Mars adını Roma mitolojisindeki Savaş Tanrısı Mars’tan almaktadır. Günümüzde Champ de Mars’ın bulunduğu alan 16. Yüzyılda üzüm ve sebze üretimi için kullanılıyordu. 18. Yüzyıla gelindiğinde, aynı anda 10 000 askerin birlikte hareket edebilmesi için gereken özelliklere sahip olduğundan, daha ziyade askeri amaçlarla kullanılmış.  Pek çok eğitim ve hazırlık tatbikatına ev sahipliği yapmış. Parka Antik Roma’nın savaş tanrısı Mars’ın adının verilmiş olmasının nedeni budur. Bugün Champ de Mars, çeşitli bitkilerin, geniş yürüyüş patikalarının bulunduğu, ağaçlarla çevrelenmiş çok büyük bir alandır.

Eyfel Kulesi ve Seine Nehri Paris

Her yıl, Fransızların Ulusal Günü 14 Temmuz’da,  burada muhteşem havai fişek gösterileri yapılıyormuş. Champ de Mars inanılmaz kalabalık oluyormuş. Bu tarihlerde oradaysanız kaçırmayın diyor rehberimiz. Daha sonra, serbest günümüzde eşimle buraya gelerek parkı gezdik. Çimlerin üzerinde oturan gençler, sevgililer, aileler etraftan aldıkları ya da yanlarında getirdikleri sandviçleri yiyorlardı. 1900 yılında düzenlenen Dünya Sergisi’nin de bu alanda kurulmuş olduğunu öğrendik. Champ de Mars’ın güneyinde, sonlandığı yerde de Ecole Militaire/Askeri Okul yer almakta. 1784 yılında bu okulda öğrenci olarak giren Napolyon Bonapart topçu teğmeni olarak mezun olmuş…

115 metre yüksekteki Eyfel platformunda dolanmayı sürdürüyorum en iyi panoramik Paris fotoğraflarını çekebilmek için… Platformdan batıya bakıyorum…’’Paris’te Seni Gördüm’’ deyimine yol açıp, kenti ikiye bölen Seine Nehri bütün güzelliği ile ben buradayım diyor.  Burgonya’dan doğan 776 km uzunluğundaki bu nehir Le Havre yakınlarında Manş Denizi’ne dökülür. Paris kentinin çekirdeği bu nehir içinde yer alan ve iki adadan biri olan İle de la Cite olarak bilinen Şehir Adası’nda kurulmuştur. Notre Dame ve Fransa’nın ilk sarayları da bu nehrin barındırdığı Şehir Adası’nda bulunmaktadır.

Eyfel Kulesi Paris

Paris dediğimiz kent, düz bir ovanın ortasından kıvrılarak geçen bir akarsuyun, Seine Nehri’nin çevresine kurulmuş bir kenttir aslında… Paris’i Paris yapan Seine Nehri ve insanoğlunun bu nehir çevresinde şehir inşa etmedeki başarısıdır… Ve en çok da estetik anlayışıdır aslında… Paris’in bir başka simgesi olan Tekne turlarıyla ünlü Seine Nehri kıyılarında, yaz aylarında, halk plajları kurulmaktadır. Seine kıyısı boyunca yürüyüş parkurları, banklar, tekne cafe ve restoranlar bulunmakta ise de, bizim İstanbul Boğazı’nda alışık olduğumuz o tadı yakalamanız zordur.

Paris Anıları-III. Alexandre Köprüsü

Ama yine de korunak duvarlarının arkasından yükselen, birbirinden muhteşem binalar, parklar ve en önemlisi de nehir üzerindeki birbirinden güzel köprüler Seine Nehri’ni daha bir yaşanası kılmaktadır. Bu arada söylemeden geçemeyeceğim… Seine Nehri Eyfel Kulesi’nden daha güzel, daha alımlı ve daha gizemli… Bu gizemli nehri bir süre seyredip, fotoğraflarını çektikten sonra platformdaki turuma devam ediyorum. Kuzeye, nehrin öteki yakasına bakıyorum. Chaillot bölgesinin merkezi olan Trocadero Meydanı ve meydandaki Palais de Chaillot görüş alanıma giriyor.

Trocadero Meydanı Paris

Trocadero Meydanı Paris

Meydan Trocadero ismini 1823’te Fransa’ya karşı isyan çıkaran İspanyollar’ı bastıran Fransız ordusunun adından almış. Şu anda yerinde Chaillot Sarayı bulunuyor, eskiden Trocadéro Sarayı varmış. Chaillot eskiden NATO’nun da genel merkeziymiş. Sarayda şu anda Ulusal Chaillot Tiyatrosu ve 2 adet müze bulunuyor. Chaillot, 19. yüzyıla kadar bir köy olmasına rağmen İkinci İmparatorluk döneminde Paris’in büyümesiyle şehirle kaynaşmış ve kentin bir parçası olmuş. Napoleon tarafından bu tepeye bir saray yaptırılması istenir ve buraya Palais de Chaillot inşa edilir.

Paris Anıları-Seine Nehri boyunca

Günümüzde müze olarak kullanılan bu saray, güney tarafındaki taraçalı bahçeleriyle Seine Nehri’ne ulaşır. Burada bulunan Trocadero Çeşmeleri’de görülmeye değer anıtsal yapılar olarak karşımıza çıkar. Bu arada Chaillot meydanındaki anıtlardan biri de Mareşal Ferdinand Foch’un atlı heykelidir. Serbest günümüz olan bir sonraki günde eşimle birlikte buraları tekrar gezme olanağı bulduk ve buradan Placa de la Concorde’da kadar nehir kıyısında yürüdük.

Bu anımı da hatırlattıktan sonra, tekrar Eyfel Kulesi’nde 115 metre yükseklikteki platforma dönüyorum. Platformda fotoğraf çekerken makinemin zoom özelliğini kullandığımda Şanzelize Bulvarı ve Zafer Takı’na kadar ulaştığı görüyorum. Kuledeki turu tamamlamak ve fotoğraflamak yaklaşık bir saatimizi aldı. Rehberimizin yardımıyla, mahşeri kalabalıktan sıyrılarak, asansörlere ulaştık ve sıra beklemeden aşağı indik. Paris’in diğer anıtsal yapılarını görmek üzere, rehberimizin peşine düştük…

Share Button