Antalya’da kısa bir tekne gezintisi

 

 

Antalya falezleri

 

Türk Rivireası olarak bilinen Antalya, Türkiye’nin en çok konuk ağırlayan turistik kentimizdir. Türkiye’nin güney ucunda, büyük bir bölümü falez ya da yalıyarı olarak adlandırılan traverten bir kaya parçasının üzerine kurulmuş tur. Antalya’nın  Kaleiçi’nde kurulmuş olan Attleis Antik Kenti’nden  önce Yat Limanında Korykos adı ile bilinen bir korsan limanı bulunduğu antik kaynaklardan bilinmektedir.

 

 

 Korykos ”Kaya Kovuğu” anlamındadır. Korykos korsan limanı , falezlerin hem doğal yapısı hem de sığınma limanı oluşu bakımından önem taşımıştır. Geçmişe bir yolculuk yapacağımızı düşünerek bu limanı görmek istedik. Yürümek istedi isek de zamandan kazanmak için Yat Limanına taksi ile gitmeye karar verdik. Batıdaki giriş yolundan gelerek yaya trafiğinin başladığı noktada indik. Arnavut kaldırımı biçimindeki yaya yolundan yürüyerek ve fotoğraf çekerek ortamı tanımaya çalıştık.

 

Kıyıdaki gezi teknelerinin çığırtkanları, ”hemen kalkıyoruz” diyerek müşteri toplamaya çalışıyorlardı.Ben kıyıda gezmek istemiştim. Kızım Ceren’in isteği ve ısrarı üzerine gezi teknelerinden birine bindik. Kişi başı 5 TL ücret alıyorlardı.Çok beklemeden, tekne yeteri sayıda müşteriyi bulunca harekete geçtik ve yavaş yavaş marinadan çıktık.İyi ki Ceren ısrar etmiş. Çok verimli ve güzel bir tekne gezintisi oldu.Hem büyük keyif aldık, hem de çok miktarda fotoğraf çektik.

 

Kaptanın kıvrak manevraları ile Marinadan çıkan tekne, batıya, Konyaaltı plajlarına doğru süzüldü yavaşça. Amaç, burgaçlar halinde akan suların oluşturduğu yalıyarları ve mağaraları görmekti.Antalya deyince akla gelenlerden biri de falezlerdir. Kıyıya vuran dalgalar aşındırma yaparken önce çarptıkları kıyı boyunca bir çentik açar. Buna dalga oyuğu denir. Dalga oyukları derinleştikçe üzerindeki kütleler kopar ve düşer.

 

 

Böylece kıyı boyunca diklikler oluşur. Bu dikliklere falez ya da yalıyar adı verilmiş. Falez sözcüğü, Akdeniz bölgesindeki insanların kıyılardaki yalıyar oluşumlarına verdikleri yöresel tanımlamadır. Antalya, dünyada rastlanmayacak yapıda ve büyüklükte oluşmuş olan falez (yalıyar) yapısı üzerine kurulmuştur. Kesin olmayan bilgilere  göre, kum taşlarıyla kireç çökeltisi birleşimi olan yapı, arıtma tesisleri gibi işlev de görmektedir. Doğruluğu konusunda kuşkuluyum.Her neyse…

 

Bu yapı 64 milyon sene önce oluşumunu başlatmış ancak, asıl devrini buzul çağı ve sonrasında yapılandırmıştır. Buzulların erimesiyle ve bu günkü bütün şehrin tabanını kaplayan akar suların, denize dökülmesi sırasında bıraktıkları kireç çökeltilerinin, dalgaların kıyıya taşıdığı kum taşlarıyla birleşmesiyle oluşmuştur.

 

 

 

Sert rüzgar ve yağmurların etkisiyle oluşan girintiler, yapının süngerimsi bir doku almasını sağlamıştır.Şehir içindeki en meşhur yar, ”kadınyarı” denilenidir. Tarihin çok çok çok eski zamanlarında, zamanın törelerine göre, kötü kadın olarak ünlenenleri buradan aşağı atarlarmış.

 

 

 

 Aşağı atılan kadınlardan ötürü, kadınyarı adını almış.İçinde bulunduğu bölge, sahip olduğu arkeolojik ve doğal güzellikler ve 64 milyon yıl önce oluşumu başlayan falezler sayesinde “Türk Rivierası” adını almıştır. Deniz, güneş, tarih ve doğanın bir uyum içinde bütünleştiği Antalya, Akdeniz’in en temiz kıyılarından birine sahiptir.

 

 

Kaleiçi Yat Limanı yakın çevresi

 

 Vapur kaptanı işini iyi biliyor. Falez ve mağaralardaki bütün ayrıntıları görmemizi sağlayacak biçimde dolaştırıyor. Kaleiçi Yat Limanının batısındaki falezleri ve mağaraları gösterdikten sonra, teknemiz doğuya, Karaoğlan Parkının bulunduğu bölgeye doğru dümen kırıyor. Çok uzun yıllar önce Karaoğlan Parkından Kaleiçi’ni seyretme fırsatım olmuştu.Güzel bir park. Bu bölgede Antalya’nın en ünlü turistik otellerinden bazıları bulunuyor.

 

 

Denize dik olarak inen falezler ve mağaralar nedeniyle, otel müşterilerinin denize ulaşmaları oldukça zor ve tehlikeli gibi göründü bana. Ancak, yine de oteller ve bazı işletmeler, burgaç gibi inen merdivenlerle denize ulaşmanın bir yolunu bularak platformlar oluşturmuşlar. Müşterilerinin deniz hasretlerini gidermenin yolunu bulmuşlar.Bence güzel bir çözüm olmuş.Spor salonlarına gidip, bisiklet pedalı çevirmek yerine dik merdivenler daha iyi bir çözüm olmalı.

 

 

Teknemiz Karaoğlan Parkına yaklaştıkça, silindir şeklinde bir kule gözümüze çarptı. Tekneyi işletenlere sorduğumuzda   ”Gördüğünüz Hıdırlık Kulesi”dir dediler.Hıdırlık Kulesi’nin Antalya Limanı’nın girişine hakim olan konumu, Ortaçağlarda ve özellikle topçuluğun gelişmesi ile sonrasında, Antalya’yı koruyan savunma surunun içerisinde en önemli noktalardan birisine dönüşmesine neden olur. 

 

Bugün de Antalya’nın geçmişinden günümüze kalan en önemli simgelerinden bir tanesidir.İ.S.  2. yüzyılda yapılan kule, Kale Surlarının güneybatı köşesinde bulunan Karaoğlan Parkı içinde yer almaktadır. 14 metre yüksekliğinde olup, alt kısmı kare ve üstü silindir biçimindedir .Alt katta küçük bir oda bulunmakta olup, üst katta ise oldukça kalın bir duvar kitlesinin çevresinde bir gezi alanı yer almaktaymış.

 

 

Buradan bir merdivenle, bir dehliz içinden üst kata çıkılmakta olan Kulenin bir deniz feneri ve körfeze gelen gemileri gözetleme kulesi olarak kullanıldığı sanılmaktadır. Ancak, Antalya müze kayıtlarında Hıdırlık Kulesi olarak adlandırılmış.Bir başka söylenceye göre; Hıdırlık Kulesi’nin aslında Latin tarzı bir mouseleum (anıt mezar) yapısıdır. Benzer örneklerinin İtalya’da, Roma yakınlarındaki Via Appia yolu üzerinde bulunan nekropollerde görülebilmektedir.

 

Bir söylenceye göre; “Hıdırlık Kulesi”olarak adlandırılma nedeni, Hıdrellez kutlamalarının günümüzde de sürdüğü bir yeşil alan olan anıt civarının “yeşil, sulak alan” tanımına uyan yapısı nedeniyle, bir olasılıkla Hıdrellez kutlamaları ile ilintili olarak Türk devrinde almıştır.Yapı, küçük onarım ve kullanıma bağlı bazı değişikliklere karşın özgün formunu oldukça iyi korumuş.Bu güne kadar ciddi bir bilimsel çalışma ve yapısal anlamda ciddi bir onarım görmemiş, kaderine terk edilmiştir.

 

Ancak, Kaleiçi Yat Limanı yenileme çalışmaları çerçevesinde, Antalya Büyükşehir Belediyesince, Hıdırlık Kulesinde de yenileme yapılacağını öğreniyoruz. Nihayet, güneşin ufukta kaybolurken; kırmızı, turuncu ve sarı renklerin dans ettiği muhteşem bir görüntü eşliğinde teknemiz geri dönüyor.Kaleiçi Yat Limanı da renklenmiş olarak bizi karşılıyor. Verimli bir gezi yapmış olmanın mutluluğu ile tekneden iniyoruz.

 

 

Kaynaklar:

 1) Antalya Belediyesi internet sitesi 

 2) Vikipedi

 

 

 

                                     

 

 

608,551 total views, 2,645 views today

Share Button
4398 cevaplar

Yorumlar kapalı.