Aziz John Bazilikası-Selçuk İzmir

AZİZ JEAN ANITI (2)

Yüzyıllar öncesinin Antik Efes Kentini bütün olarak kavrayabilmek için Ayasuluk-Selçuk Kalesi ve eteklerinde yer alanları da öğrenmemiz gerekir. Bergama Kralı Attalos ’un M.Ö 2. Yüzyılda yaptırdığı liman havzasının alüvyonlarla dolması üzerine Antik Kent liman özelliğini yitirir. Ayasuluk tepesine taşınmasıyla ortaya çıkan Modern Efes Kentinin sınırları içinde bulunan Ayasuluk Kalesi, Saint John Bazilikası, İsa Bey Camisi ve Artemis Anıtı harabelerini de görmek ve anlamak gerekir. Böylece antik kentin bütünlüğü sağlanır.

 

selcuk-ayasuluk-kalesi-etekleri

Türkiye, Hristiyanlığın en önemli ve kutsal sayılan yerleşimlerinden, kilise ve anıtlarından birçoğuna ev sahipliği yaptığı gibi, Hristiyanlık tarihi açısından büyük önemi olan olaylara da sahne olmuştur. Bu olayların ilk sırada yer alanlarından birisi de kuşkusuz Aziz Paul’un yaptığı seyahatlerdir. Hem baskı merkezleri olan Kudüs ve Roma’dan uzak hem de dinlerin birbirlerine hoşgörüyle yaklaştıkları bir yer olan Türkiye, Aziz Paulus’un yaptığı bu seyahatler sayesinde Kudüs’te yapılan baskılarla yok olma tehlikesi geçiren Hristiyanlığın ilk kilise toplulukları halinde ortaya çıktığı ve tüm dünyaya yayıldığı bir köprü haline gelmiştir. Tarsuslu Paul’un dünyanın her yerinde adına yapılmış anıtsal kiliseler, adını almış şehirler ve köyler bulunmakta olup adını da yöreye göre yeniden adlandırmışlardır.

 

Kuranda da adı geçen Zekeriya’nın oğlu Yahya, İncil’e göre ‘’Aziz John’ ‘ ya da ‘’Aziz Yahya‘’nın kutsal görevi, İsa’yı vaftiz ederek onu bir Hristiyan yapmaktır. Şeria Nehri kıyısında gerçekleşen İsa’nın vaftiziyle “Vaftizci Yahya” adını alan Yahya, Hristiyanlık âlemi için ‘’Kurtuluş‘’u haber veren kutsal bir aziz olmuş ve 24 Haziran “Aziz Yahya Günü” ilan edilmiştir.

AZİZ JEAN ANITI (2)

Dünya mimarlık tarihi ile Hristiyanların en büyük anıt eserlerinden günümüze ulaşmış bulunan Ayasofya her zaman hayranlık duyduğum yapılardan biridir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde yapılan ve birer şaheser olarak karşımıza çıkan Süleymaniye, Selimiye gibi camilerde yapıların örtü sorununu çözmede örnek olmuştur. Ayasofya’nın örtü sistemindeki kubbe-yarım kubbe ilişkisi, Osmanlı mimarlarına esin kaynağı olmuştur. Sonuçta, Edirne Selimiye Camisi’nde en güzel örneğini veren “Merkezi Kubbeli Cami” geleneği ortaya çıkmıştır. Merkezi Kubbeli Cami geleneği, Osmanlı’da Dünya Mimarlığı açısından büyük önem taşıyan bir evrim süreci yaşanmıştır. Bu evrim sürecini daha iyi kavramak için Ayasofya Müzesi sıkça ziyaret ettiğim mekânlardan biri oldu.

İSTANBUL AYASOFYA 4 (21)

Ayasofya’yı son ziyaretlerimden birinde, üst kattaki güney galerinin batı duvarındaki Deisis mozaiği ile Tarsus’taki Aziz Pavlus kilisesi, Efes Ayasuluk’taki Aziz Jean ya da Vaftizci Yahya ile ilişki kurmamı sağladı. Öncelikle, Ayasofya’daki Deisis kompozisyonundan söz etmeliyim. Doğu Roma sanatında Rönasansın başlangıcı olarak kabul edilen Deisis ya da Mahşer sahnesinin yer aldığı mozaik pano, mozaik tekniği ve betimlemenin yapılış şekli ile dikkat çekmektedir. Mozaik panodaki betimlemede; sağda İoannes Prodromos ya da Vaftizci Yahya ile solda Meryem, ortada ise Pantakrator İsa bulunmaktadır. Mozaikteki betimlemede, kıyamet gününde insanlığın affedilmesi için Meryem ve Yahya’nın İsa’ya yalvarışları işlenmiştir. Bu üç figürde, Helenistik Dönem betimleme sanatının özellikleri yansıtılmaktadır. Yüzlerdeki canlılık ve renklerin seçimi açısından oldukça başarılıdır. Deisis mozaiği, Doğu Roma sanatında İlk Çağ resim sanatının ana ilkelerinin yansıtıldığı en güzel örneklerden birisidir. Deisis mozaiği 12. yüzyıla tarihlenmektedir.

Selçuk İzmir

Selçuk İzmir

Yeni adı ile İzmir İli sınırları içinde bulunan Selçuk İlçesi, Efes Antik kentinin son kurulmuş yeridir. Bu yerde bulunan Ayasuluk Tepesi’nin güney bölümündeki St. Jean Bazilikası İsa’nın en sevdiği İncil yazarı genç havarisi Vaftizci Yahya adına inşa edilmiştir. Önce Aziz Jean için basit bir mezar anıtı yapılmış ve M.S.  5. yüzyılda ahşap çatılı bir bazilika inşa edilmiştir. M.S. 6. yüzyıl başındaki depremde hasar görmüş ve kullanılamaz hale gelmiştir. Bizans İmparatoru Justinianus ve karısı Theodora tarafından haç planlı, üç nefli ve altı kubbeli yeni bir bazilika yaptırılmıştır. Efes Artemis tapınağından sonra en büyük dini yapıdır. Kuzeyindeki Hazine Dairesi ve Vaftizhane yapılarıyla birlikte Atriumu özel bir plana sahiptir.

Selçuk İzmir

Selçuk Aziz Jean Bazilikası İzmir

St. Jean Kilisesi Orta Çağ’da Hristiyan hacıların uğrak yeri olup, ‘’Hac Kilisesi’’ haline gelmiştir. Yazılı belgelere göre 12. yüzyılda onarıma muhtaç durumdadır. Son Efes Antik kenti 1304 yılında Türklerin eline geçince kilisenin bir bölümü cami olarak kullanılmış ve yapı 1365-1370 yıllarındaki şiddetli depremle yıkılmıştır. Kilise içindeki kazılara 1921-1922 yıllarında G.A. Sotiriou tarafından başlanmıştır.1927-1930 yılarında Kültür Bakanlığı Efes Müzesi tarafından çevresindeki yapıları ve surları restore edilmiştir. 2007 yılından beri de Kültür Bakanlığı’nın izni ile Pamukkale Üniversitesi’nden bir ekip tarafından kazı çalışmaları sürdürülmektedir.

AZİZ JEAN ANITI (24)

Aziz Jean ya da Vaftizci Yahya’nın geçmişi, Efes Konsil belgelerine göre, M.S. 37-47 yılları arasında Meryemana ile birlikte Efes’e geldiği yönündedir. Çarmıhtaki İsa annesi Meryem’i Aziz Jean’a emanet etmiştir. Hz. Meryem hakkında tarihsel veriler ise şöyledir; Hz. İsa yanında bulunan annesi ve St. Jean’a dönerek “Anne, işte oğlun” St. Jean’a da “işte annen” diyerek onları birbirine emanet etmişti. İncil’e göre bundan sonra St. Jean, İsa’nın annesini kendi himayesine aldı. 1.yüzyılın ilk yarısında Kudüs’te ilk Hristiyanlara karşı korkunç işkenceler yapılmakta ve artmaktaydı. Bu zulüm, M.S.36 yılında havarilerin şakirtlerinden Stephanos’un taşlanarak öldürülmesi ile başlar ve bunu diğer olaylar izler. M.S.41 yıllarında krallığını ilan eden 1.Agrippa (Herodes), taraftarları arasında saygınlığını artırmak üzere St. Jean’ın kardeşi Yakup’u öldürtür ve St. Petro’su hapsettirir. Bu olaylar Hristiyanlar arasında büyük karışıklığa yol açar ve bunun üzerine Juda ve Samiriye’ye dağılmaya başlarlar.

Selçuk İzmir

Selçuk İzmir

İsa’nın ölümünden sonra, önceleri, her ikisi de bir süre büyük ihtimalle Kudüs’te kaldılar. Ama kardeşi St. Jakob’un da kafası kesilerek öldürülmesi üzerine bu Hristiyan katliamı karşısında artık Kudüs’te kalınamayacağını anlayan St. Jean, inançlarına göre Azize Meryem’i de yanına alarak Suriye ve Anadolu’yu aşarak Efes’e geldi. Amacı bir yandan tehlikeden uzaklaşırken, diğer yandan nüfus yoğunluğu fazla, popüler batı Anadolu kentleri sayesinde Hristiyanlığın Roma dünyasına, batıya yayılmasını sağlamaktı. Bu kentlerin başında Efes geliyordu. Azize Meryem’in Efes’te St. Jean ile beraber bir “Ana” vasfı ile yakınlığı akıldan çıkmamalıdır. St. Jean ile Meryem Ana’nın, Efes’e geldiklerinde kısa bir süre Konsül Kilisesinin yerinde, bugün bir bölümünün altında kalan eski yapıda konakladıkları 431 yılı Konsül tutanaklarında belirtilmektedir.

Selçuk İzmir

Selçuk İzmir

Bilindiği gibi St. Jean incilini Efesliler için yazmıştır ve konusu Efesli Hristiyanların sorunları, kendisine sordukları sorular ve kendisinin onlara verdiği yanıtları içerir. Yazılarında Meryem Ana’nın Efes’e gelişinden açıkça bahsetmese bile, üstü kapalı bir dille sezdirir. Fakat günümüze kadar süren araştırmalara rağmen, Meryem Ana’nın hayatı ile ilgili ayrıntıları gün ışığına çıkarmak mümkün olmamıştır. Daha doğrusu bunun yorumundan kaçınılmıştır. İsa’nın ve öğretilerinin tanıtılması ve yayılması işini Havarilere bırakan Meryem, yaşantısındaki gizliliğe son derece önem vermiştir.

AZİZ JEAN ANITI (19)

Efesliler için Meryem Ana olgusunun ne kadar önemli olabileceği de bir gerçektir. İncil’de Meryem’in Efes’te kaldığından direkt olarak bahsedilmemekle beraber IV. yüzyıl kilise yazarlarından St.Epifan “Panarion” adlı eserinde Efes’teki St.Jean ve Azize Meryem’i örnek alan bazı kişilerin, inzivaya çekilmiş bazı kadınlarla, dini idealler ve himaye amacıyla beraber yaşadıklarından bahsetmektedir. Yine IV.yüzyılın Kudüs’ü ile ilgili araştırmalar yapmış olan Azize Jerome (347-419) bile Kudüs şehrinde veya civarında Meryem’e ait olan her hangi bir anıttan söz etmemektedir. Eğer aynı yerde Meryem Ana’ya bir mezar bulunsaydı, her halde bir tarihçi olarak bundan söz etmesi gerekirdi. Ki Hıristiyanlığın ilk dönemlerinde, dini kanunlara göre sadece azizlerin ve din uğrunda şehit olanların yaşadığı veya tanındığı yerlerde, onlar adına kilise kuruluyordu.

Selçuk İzmir

Selçuk İzmir

Aziz Jerom hayatta iken Meryem’e ithaf edilmiş tek ve yegâne kilise Efes’teydi. Hz. Meryem Efes’te ölmüştür. Acaba mezarı Bülbül dağında dokuz Papaz Kilisesinin bulunduğu kesimde midir bu tartışılır. Bütün sorun burada yatmaktadır. Rahmani olmadığı her halinden belli olan bir rüya ile Kuran’a geçmiş ve evladı Peygamberlik görevinde bulunmuş bir Veli’nin yerini tespit etmek pek o kadar kolay olmasa gerek.

Kaynaklar:

1)    http://www.ayasofyamuzesi.gov.tr/deisis.html

2)    http://tr.wikipedia.org/wiki/Yahya

3)    http://www.muze.gov.tr/stjean

 

Share Button