Louvre Müzesi’nden esintiler

 

                                                                                       25.10.2014 Cumartesi, Paris…

Leonardo da Vinci‘nin gizemlerle dolu tablosu Mona Lisa, gün geçmiyor ki yeni bir söylenceye daha konu olmasın. Görenlerin ve görünce benim de “Hayret, ne kadar da küçük bir tablo imiş!” dediğim tablo hayal kırıklığı yaratıyor. Ancak, tablodaki detaylara bir türlü nokta konulamadığını öğreniyorum internetten.

Louvre Müzesi

Kaşlarından gülümsemesine, duruşundan kim olduğuna dair bitmek tükenmek bilmeyen tartışmalar ilgiyi biraz daha arttırıyor Mona Lisa’ya. Daha iyisini bulana kadar en iyisi bu dedirten cinsten bilimsel araştırmalar basında yer alıyor. Çalındığında bile bir müzenin ziyaretçi akınına uğramasını sağlayan en önemli ve tek eser o. Biraz da bu gizemli eseri görmek için Louvre Müzesi’ni ziyaret etmek istiyoruz. Yılda ortalama 9 milyon ziyaretçisi olan Louvre Müzesi’nin ana giriş kapısı, Louvre Sarayı avlusunda bulunan Cam piramitlerin bulunduğu Aslanlı Kapı’dır.

Louvre Müzesi

Bu kapıdaki bilet kuyrukları da müze kadar ünlüdür. Kimi günler ve saatlerde 15 000 kişinin bilet kuyruğunda olduğu söylenmektedir. Bu demektir ki, yalnız bilet alabilmek için bile harcayacağınız zaman yaklaşık 3 saati bulur. Oysa bizim o kadar zamanımız yok. Serbest zamandayız ve ayrılan süre 3,5-4 saat… Zaman konusundaki sorunumuzun farkına varan rehberimiz Can İriliş imdadımıza yetişiyor. Louvre avlusuna girişi sağlayan Rivoli Caddesi üzerindeki kapının sağ tarafında Carrousel de Louvre adında büyük bir alış veriş merkezi olduğunu söylüyor.

Bu alış veriş merkezindeki cafelerde bilet satıldığı gibi, doğrudan müzeye girişi sağlayan bir koridor olduğunu hatırlatıyor. Yürüyen merdivenlerle yer altına inilen bu alış veriş merkezini fark etmek zor… İndik… Her şeyin ve her markanın bulunduğu oldukça büyük boyutlarda bir mekân burası… Burada hem zorunlu ihtiyaçlarımızı giderdik, hem de müze biletlerimizi alarak 10 dakika gibi bir zaman diliminde müzeye giriş yaptık. Rehberimizin önerisine uyarak, Müzeyi gezmeye Denon kanadından başlıyoruz. En popüler eserler burada olduğu gibi ünlü Mona Lisa tablosu da bu kanatta bulunuyormuş.

Louvre Müzesi

Denon kanadına girdikten sonra hangi katta olduğumuzu bulmamız biraz zaman alıyor. Kaçıncı katta olduğunuza dair bir yazı yok. Varsa bile levhalar Fransızca olduğundan, anlamadan geçip gidiyoruz. Eşim görevlilerden birinden yardım istiyor. Elimdeki notlara göre Denon kanadında “Apollon galerisi, Asya, Afrika, Amerika kıtası, İtalyan, İspanyol ve Kuzey Avrupa‘ya ait eserler ve İslam eserleri” bulunuyormuş.  Denon kanadı 1. katta müzenin en popüler eserleri bulunuyor. Bunlardan biri de Mona Lisa tablosudur. Bir hayli dolaştıktan sonra bu tablonun bulunduğu salona ulaşıyoruz.

Louvre Müzesi

Louvre Müzesine gelenlerin en çok ziyaret ettiği, dünyada en bilinen ve adından söz edilen eser Leonardo da Vinci‘nin muhteşem Mona Lisa‘sı karşımızda… Mahşeri bir kalabalık var ve herkes en yakından tablonun fotoğraflarını çekme peşinde. Tabloyu saatte ortalama 1.500 kişinin ziyaret ettiğini öğreniyoruz. Söz konusu şaheser, 20 derecelik sıcaklıkta 3 kat camın arkasında korunuyor. Üç kat cam ayna gibi yansıma yaptığından, tablonun fotoğrafları puslu çıkıyor. Floransa’daki Rönesans sırasında Leonardo da Vinci kavak bir pano üzerine resmedilmiş 16. yüzyıl yağlıboya portresidir.

Müzede  Francesco del Giocondo’nun karısı, Lisa Gherardini Portresi  başlığı altında sergilenmektedir. Tabloda oturmuş bir bayan resmedilmiştir, bayanın yüzünün kime ait olduğu hala gizemini korumaktadır. Yüz ifadesindeki belirsizlik, kompozisyonundaki anıtsallık, atmosferdeki ilginçlikler, tablo hakkındaki çalışmaları devam ettirmektedir. Bu tablo, geniş ölçüde tanındı; karikatürleri yapıldı, araştırıldı ve Louvre Müzesi’nin en önemli eserlerinden olarak düşünüldü. Tabloyu saatte ortalama 1.500 kişinin ziyaret ettiğini öğreniyoruz. Söz konusu şaheser, 20 derecelik sıcaklıkta 3 kat camın arkasında korunuyor. Mona Lisa her yıl, sadece bir gün, yerinden indirilerek temizleniyormuş.

The Wedding at Cana

Bu temizlik sürecinin en doğal sonucu da, o günün Louvre Müzesi’nin en sakin günü olması demişti rehberimiz. Mona Lisa görülemeyeceği için, ziyaretçi sayısının yok denecek kadar az olması. Bu sonuç müzeye haksızlık olarak yorumlanıyor bazı eleştirmenlerce. Erken Rönesans döneminin önemli İtalyan ressamlarından Veronese’nin ‘’The Wedding at Cana’’ ya da ‘’Cana’da Düğün’’  Louvre Müzesi’nin en büyük tablosudur. Müzenin en popüler tablosu olan Mona Lisa’nın tam karşısında yer almaktadır.  Yalnız 70 m2 ye yaklaşan büyüklüğü ile değil, sanatsal görkemiyle de Mona Lisa’ya meydan okumaktadır.

Cana’da Düğün-The Wedding at Cana

16. yüzyıl Venedik dünyasının ihtişamını bir festival havasında işlemiştir. Venedik toplumunun karmaşık moda ve ihtişamı ortasına İsa, Tanrı’nın Oğlu yerleştirilerek dünyevilik ve dindarlık arasında hassas bir denge kurulmuştur. Tablodaki konu, İncil’de geçen İsa’nın ilk mucizesini gerçekleştirmesi üzerine işlenmiştir. İsa, Meryem ve Havariler Cana’da Düğün için, konuk olarak çağrılırlar. Kutlama sırasında şarabın bitmesi üzerine İsa, hizmetlilere küpleri su ile doldurmalarını ve geri çekilmelerini söyler.

Şölenin yöneticisi gelip, küplerden birindeki sıvıyı tadınca damadı çağırır ve ‘’Herkes önce iyi şarabı, çok içildikten sonra da kötü şarabı sunar. Fakat sen en iyisini sona saklamışsın’’ der. Bu düğünde İsa, suyu şaraba çevirerek ilk mucizesini gerçekleştirmiş olur.Tablonun sağ ön tarafta yer alan küpler, sözü edilen şarap küpleridir. Küplerin solunda, elindeki şarap kadehiyle yer alan figür, içtiği şarabın güzelliği karşısında şaşıran şölen yöneticisidir. Geniş bir masa çevresinde farklı figürler yer almaktadır. Süslü ve gösterişli giysiler içinde yer alan bu konukların içinde basit ve sade giysileriyle zıtlık oluşturan İsa ve Meryem masanın ortasında oturmaktadır.

Louvre Müzesi

Share Button