Hayaller Kenti Venedik 3

Su ve ışığın birleşiminin eşsiz bir görüntü oluşturduğu masalımsı ve romantik kent Venedik; tarih boyunca Avrupa’nın en önemli ticari başkentlerinden biri olmuştur. Anadolu ve Anadolu kıyılarında koloniler kurmuşlar, Araplardan öğrendikleri sayı sistemleriyle, ticaret aritmetiğini en üst düzeye çıkarmışlardır. Venedikli tüccar Marko Polo, ilk defa, ipek yolunu kullanarak Çin’e kadar ulaşmıştır. 9. yüzyılda, bütün Avrupa Başkentleri ve diğer kentler, yaptıkları kalın duvarlı surların arkasına çekilmiş ve gizlenmişken, Venedik Cumhuriyeti bütün dünyaya açık kalmış, gizlenme gereğini duymamıştır.

Yine, Venedik Cumhuriyetince desteklenen haçlılarca Bizans İmparatorluğunun başkenti Kostantinopolis 1402 yılında ele geçirilmiş ve yağmalanmıştır. Bu olaydan sonra Galata’da koloni kurma ayrıcalığına sahip olmuşlardır. Galata ve Pera’da yerleşmiş olan Levanten vatandaşlarımızın kökeni 1402 yılına kadar uzanmaktadır. 1100 yıl boyunca bağımsız bir imparatorluk ve mükemmel bir idari ve yargı yapısıyla dikkat çekmiş, ticaretle uğraşanlara güven vermiştir. M.Ö. 2.yüzyılda İllirya’dan  gelen Venedik halkı, Venedik lagünündeki bazı adacıklara yerleşmişler. M.Ö. 1.yüzyılda Roma İmparatorluğu idaresi altına girmişler. 

Romalılar, yerel halka, diğerleri anlamında ‘’Venetians’’ adını vermişler. Venetians adı zamanla Veneti, Venice ve Venezia olarak, bugünkü adını almıştır. 5.yüzyıl ortalarında, Kavimler göçü nedeniyle istila eden Venedik, istilacıların zoruyla kentlerini boşaltmışlar, kıyılara yakın adacıklara yerleşmişlerdir. Müslümanlara karşı düzenlenen haçlı seferlerinin maddi ve manevi en büyük destekçisi olan Venedik Cumhuriyeti, ödül olarak, İpek Yolunu tekeli altına almıştır. Deniz ticaretine başlayıp, Uzak doğunun büyülü ve kıymetli mallarını Avrupa’ya taşıyarak zenginleşmiş ve büyük ticaret filoları kurmuşlardır.  

Haçlı askerleri sayesinde, girdiği birçok ülkede yağmalanan son derece kıymetli mallara ve sanat eserlerine sahip olmuştur. Bunlardan en önemlisi, ‘’Mahşerin Dört Atlısı’’ olarak bilinen bronz at heykelleridir. Venedik’te palazlanan zengin tüccarlar, zayıflaya Bizans ve Avrupa’nın diğer İmparatorluklarından, dönemin en ünlü ve en başarılı mimar, ressam, düşünür ve bilim adamlarını himayeleri altına almışlardır. Böylelikle, Venedik için altın dönem başlamıştır. Bundan sonraki Venedik; Adriyatik Kraliçesi, Suda Yaşaya Gizemli Kent, Suya Yansıyan Tarihi Kent Venedik adları ile anılmaya başlamıştır. Venedik, tarihin canlı vitrini olarak değerlendiriliyor. Gerçekten de, bu masalımsı ve olağanüstü güzellikteki kentte, her şey 1200 yıl öncesindeki gibi duruyor. Birden bire biz de tarih içinde bir yolculuk yaparak, 1200 yıl öncesine gitmiş duygusuna kapılıyoruz.  

Kanallar ve gondollar

Venedik’te sokakların yerini kanallar, arabaların yerini de gondollar alır. Herhangi bir trafik keşmekeşi olmadığı gibi, motor ve egzoz sesi de duyulmaz. Bu nedenle Venedik, insanlar için, ‘’Huzur Kenti’’ olarak da tanımlanabilir.Gerçekten de huzur verici, şiirsel ve masalımsı bir havası var. Birdenbire kendinizi 1 000 yıl öncesinde hissediyorsunuz. Venedik’te en yaygın ulaşım aracı gondollar olmakla birlikte; adacıklar arasındaki ulaşım ile Büyük Kanaldaki gezinti, küçük gemi anlamında kullanılan Vaporettolarla sağlanır. Acil ulaşımlarda deniz taksileri devreye girer.

Kanalların büyük bir bölümü vaporetto girişine uygun değildir. Bu tür kanallarda, gondollarla romantik turlar düzenlenir. Ancak, maliyeti oldukça tuzlu olan bu tür turların 20 dakikalık karşılığı 100 Euro civarındadır. Gondolların seyrüsefer yaptığı sırada söylenen serenatlar ve aryalar, yüzyıllardır romantizmi desteklemiş ve Venedik’i romantizmin başkenti yapmıştır. Ancak, günümüzde, gondollara binenlerin hayal kırıklıkları yaşadıkları da bir gerçektir. Artık, yüzyıllar öncesinde serenat yapan gondolculara pek rastlanmıyor. Varsa bile çok azınlıkta olup, hayallerdeki romantizmi sağlayacak bir gondol gezintisi için küçük bir servet ödemek gerekiyor.

Büyük Kanal ( Canal Grande )

Venedik’te, olmazsa olmazlardan biri de Büyük Kanaldır. Ters S biçimindeki Büyük Kanal kenti ikiye böler. Doğuda kalan San Marco tarafı daha büyük bir alana sahip olup; Dükler Sarayı, Sansovino Kütüphanesi, San Marco Kilisesi ve Çan kulesini içinde barındırır. Kanal, San Marco Meydanına girişin önünden başlıyor.Yaklaşık 4 km uzunluğunda, en dar yeri 30 metre, en geniş yeri 90 metre olup, ortalama derinliği 5 metre civarında bulunuyor. Kanal üzerinde 4 köprü varmış. Büyük Kanal boyunca 200′ün üzerinde saray olduğunu öğreniyoruz. Hepsi birbirinden güzel renklere boyanmış olan bu saraylar, suların içinde yüz yıllardır solmayan nadide çiçekler gibi duruyorlar. Saraylarda Gotik, Rönesans ve Barok stiline sıkça rastlanmaktadır. Bazı saraylarda Bizans mimarisinin göze çarptığını söyledi rehberimiz. 

Rialto Köprüsü (Ponte Die Rialto)

San Marco Meydanından ayrılıp, Rialto köprüsünü görmek üzere rehberimizin peşine takılıyoruz. Mahşeri kalabalıkta kaybolmamak için, açmış olduğu şemsiyeyi izlemeye çalışıyoruz. Venedik, kanallar kenti olduğundan, karadan oluşan sokakları yok denecek kadar az ve çok dar.   Bu arada, sağa sola bakınırken, yakınlarını kaybedenlerin de yolu tıkadığı düşünülürse, yürümek zor, fakat kaybolmak çok kolay. Üstelik adım başı hediyelik eşya dükkânlarının önleri de kalabalık.

Rialto Köprüsü, Venedik kentinin en renkli mekânlarından biridir. Yalnız iki yakayı birbirine bağlamakla kalmaz; aynı zamanda cıvıl cıvıl bir alışveriş mekânıdır. Rialto köprüsünün üzerinde, girişinde ve çıkışında birbirinden güzel cam eşyalar, maskeler, kuklalar, ayakkabı-çanta ve meyve sebzeden tutun da şekerleme ve çöreklere kadar satın alabilecek her şeyi bulabilirsiniz. Bütün bu alışveriş keyfinin ötesinde Rialto Köprüsü’nün üzerinden Grand Kanal manzarası bir harikadır.   Orijinali ahşap olan köprü, 1440 yılında yapılan yenilenme sırasında, köprüye dükkânlar da eklenmiştir. 

Gerektiğinde ortadan açılarak, büyük deniz taşıtlarının da geçebildiği Rialto köprüsüne bu günkü durumu 16. Yüzyılda kazandırılmış.Ortadan açılabilme mekanizması için mimarlar arasında yarışma düzenlenmiştir.   Michelengelo, palladio ve Sansovino gibi tanınmış mimarların katıldığı bu yarışmayı Antonio Da Ponte adında, ünlü olmayan bir mimar kazanmış. Aynı yıllarda, İstanbul Galata Köprüsünün yapımı için de Michelengelo’nun, dönemin padişahına teklifte bulunduğu, ancak kabul edilmediği bilinmektedir. Kanalın en dar yerine yapılan köprünün ayakları için, çamurlu zemine saplanan 12 000 adet ahşap kazık kullanıldığı söylenmektedir.   

Venedik batıyor mu?

Venedik lagünü, özellikle kış aylarında şiddetli rüzgârlardan kaynaklanan büyük dalgaların etkisinde kalıyor. Budalgalar, Adriyatik’teki deniz sularının lagünde toplanmasına ve su seviyesinin 50 cm ile 190 cm arasında yükselmesine neden oluyor.   Adriyatik’teki dalgalara bir de küresel ısınmadan kaynaklanan deniz seviyesinin yükselmesi de eklenince Venedik sular altında kalıyor. Aqua alta olarak adlandırılan suların yükselmesi, 4 Kasım 1966 da en yüksek seviyesine yükselmiş ve şehir 194 cm suyun altında kalmış.   1979 yılında 166 cm, Şubat 1986 yılında ise 158 cm su altında kalmış. Diğer taraftan, çamurlu zemine çakılan ve yükü dayanıklı zemine aktaran ahşap kazıklarda meydana gelebilecek bozulmalar da kentin yavaş yavaş batmasına neden olabilir.

İtalyan Hükumeti, UNESCO koruması altındaki bu kent işin özel bir yasa çıkararak, Adriyatik Denizinden kaynaklanan aqua atlanın önüne geçebilmek için, milyarlarca dolarlık proje uygulamalarına başlamış durumda. Gönlümüz, dünya mirası olan bu hayaller ve âşıklar kentinin korunabilmesi ve insanlığın ziyaretine açık kalabilmesi. Dileklerimizin gerçekleşmesi dileği ile…

Share Button
3122 cevaplar

Yorumlar kapalı.