Roma Navona Meydanı ve Dört Nehir Çeşmesi

29 Kasım 2015 Pazar, Roma…

Roma İmparatorluğu’nun başkentliğini yapmış, her yerinden tarih fışkıran, İstanbul’un ikizi olarak tanımlanan yedi tepeli Roma’yı solumak ve yaşamak istiyoruz. Bunun için de önemli meydanları, caddeleri, sokakları ve tarihi yerleri yürüyerek geziyoruz. Otelimizden sabahın erken saatlerinde ulaştığımız Venedik Meydanı’ndan Roma Tanrılar Tapınağı Panteon gezildikten sonra Piazza Novana/Novana Maydanı’na geçiyoruz.

Piazza Navona olarak bilinen Navona Meydanı, Roma’nın en güzel ve hareketli meydanlarından biridir. Elips biçimindeki meydanın bulunduğu alanda İmparator Domitian tarafından M.S 1. yüzyılda yaptırılan bir stadyum yer almaktaydı. 30.000 kişi kapasiteli olan stadyumun yıllar içinde yıkılmış. 1644-1655 yılları arasında görev yapan Papa 10. Innocent bölgenin yeniden düzenlenmesini istemiş. Böylelikle Navona Meydanı hayat bulmuş.

Bugün meydanın yayalara ayrılmış olan kısmı stadyumun oyun alanını, etrafındaki binalar ise stadyumun tribünlerini oluşturuyordu.  Yayalara ayrılmış olan meydan, kafeleri, seyyar satıcıları ve sokak göstericileri ile gün boyu hareketlidir. Meydanda yer alan ve hayat katan 3 anıtsal çeşme bulunmaktadır. Çeşmelerin en ünlüsü ise Bernini tarafından tasarlanan Dört Nehir Çeşmesidir. Çeşmenin ortasında yer alan dikilitaş Roma döneminden kalmadır.

1651 yılında Gian Lorenzo Bernini tarafından Papa Innocent X için yapılmıştır. Çeşmenin tasarımı bir yarışma sonucunda belirlenmiş olup ismi dört kıtadaki dört nehrin dört tanrısından gelir. Çeşmeye adını veren dört kıtadaki nehirler şunlardır.  Afrika’daki Nil, Asya’daki Ganj, Avrupa’daki Tuna ve Amerika’daki Plata’dır.

Çeşme üzerinde yer alan nehir tanrılarına daha yakından bakalım. Mecazlar ve metaforlar yüklü çeşmedeki heykellerden elinde kürek olan Asya Kıtasını temsil eden Ganj Nehri’nin tanrısıymış. Elindeki kürekle de nehrin deniz trafiğine uygunluğunu betimliyormuş.  Afrika’yı temsil eden Nil Nehri’nin tanrısı, çeşmenin yapıldığı zamanlarda nehrin kaynağı bilinmediğinden, başı saklanmıştır.

Papa’nın armalarına dokunan heykel Avrupa kıtasını temsil eden Tuna Nehri’nin tanrısıymış. Yılan gördüğü için korkmuş gibi görünen heykel ise Amerika kıtasını temsil eden Rio de la Plata olarak bilinen Gümüş Nehri’nin tanrısıymış. Piazza Navona’nın güney ucunda La Fontana del Moro ya da Moor Çeşmesi, kuzey ucunda ise Neptün çeşmesi bulunuyor.

Gezi programımızın son durağı olan Navona Meydanı çevresi ünlü cafeler ve restoranlarla dolu. Ancak, sınırlı bütçeleri olanlar için oldukça pahalı. Yan sokaklarda aynı kalitede ve daha hesaplı yerler var. Biz de öyle yaptık. Eşimin önceden yaptığı araştırmaya göre, Navona’nın yaklaşık 250 metre batısında Roma’nın en ünlü pizzacısı Baffetto bulunuyor. Rotamızı oraya çevirdik.

Pizza’nın başkentine gelmişken bir hevesle adrese doğu ilerliyoruz ve buluyoruz. Burası ufacık bir yer. Çok yerel bir restoran, belli ki çok bilinen bir yer, sırada bekleyenler oldukça fazla. Biz de sıraya giriyoruz. Dışarıda bir müddet sıra bekledikten sonra içeri alınıyoruz. Köhne bir masaya oturuyoruz. Garson siparişlerimizi alıyor. Siparişlerimizi bir hayli beklemek zorunda kalıyoruz. Ancak, odun ateşinde pişen pizzalarımız gelip, tadına baktıktan sonra beklediğimize değdi diyoruz. 

Yemekten sonra dondurma yemek istiyoruz. Roma’nın dondurmaları meşhur… Roma’daki, belki de İtalya’daki en iyi meyveli dondurma Giolotti’dedir demişti rehberimiz. Pantheon’a yakın bir yerde şubesi varmış. Biz Baffetto’ya komşu olan La Gelateria Frigidarium’un yanından geçerken sıradakileri görünce dondurmasını tatmaya karar verdik. Doğru karar vermişiz. Roma’da yediğimiz en güzel dondurmaydı. Başka yerde aramayın, lezzet ve fiyat açısından on numara, kolay bulunabilir bir yerde olması avantajdı.

Share Button