Çeşme İzmir

21 Temmuz 2014 Pazartesi…Çeşme İzmir 

Yaklaşık olarak bir haftadır İzmir’deyim. Başta Bergama Akropolü olmak üzere, Bergama’nın tarihi ve turistik yerlerini gezdim ve fotoğraflarla belgeledim. Bergama dönüşü konakladığım Karşıyaka ve çevresini tekrar gezme ve fotoğraflama fırsatı buldum. Her zaman büyük keyif aldığım Konak Meydanı ve çevresinde dolaştım. Kemeraltı çarşısında gezindim. Antik İzmir’in kalıntılarının bulunduğu Agora’ya uğrama fırsatım oldu.

İzmir Çeşme Kalesi

İzmir Çeşme Kalesi

Buraya kadar gelmişken, Anadolu’nun batısında, Ege Denizi içine girmiş bir yarımadanın ucunda bir liman ve yerleşim  birimi olan Çeşme’yi ve ünlü Çeşme Kalesi’ni görmeden İzmir’den ayrılmak olmazdı. Şanslıydım. Kayınbraderim Ahmet İzmir’de yaşıyordu. Bergama gezimde bana çok yardımcı olmuştu. İzmir’den yaklaşık 100 kilometre uzaklıkta bulunan ve giderek turizm açısından büyük rağbet gören Çeşme ziyaretimde de bana hem eşlik etti, hem de rehberlik yaptı.

İzmir Çeşme Kalesi

İzmir Çeşme Kalesi

Çeşme, şifalı sıcak sularının yanı sıra olağanüstü sayılabilecek kalitede kumun, güneşin ve berraklığın kucaklaştığı şirin bir tatil beldesidir. İzmir’in 94 km. batısında, kendi adını taşıyan yarımadanın en ucunda kurulmuştur. Gemiciler tarafından küçük liman diye adlandırılmıştır. Zamanla çoğalan ve buz gibi suların aktığı çeşmelerinden dolayı da yöreye Çeşme denilmiştir. Yolunuz düşerse, Çeşme’ye ulaştığınızda karşınıza çıkacak ilk şey Osmanlı döneminde yapılan ve bugün müze olarak kullanılan Çeşme Kalesi’dir. Bizim de ilk ziyaretimiz Çeşme Kalesine oldu.

İzmir Çeşme Kalesi

İzmir Çeşme Kalesi

Limanda yer alan kale, ticaret ve savaş gemilerini olabilecek saldırılara karşı korumak amacıyla yapılmıştır. Günümüzde Çeşme Arkeoloji Müzesi’ni de barındıran kalede, Erythrai, Alaçatı ve Kalemburnu bölgelerinden çıkarılan eserler sergileniyor. Bu nedenle, önce, Kale ve Marina çevresinde panoramik bir tur attıktan sonra Çeşme Kalesi Müzesi’ni gezdim. Bir taraftan müzedeki tarihi buluntuları gözden geçirirken, bir taraftan da Çeşme’nin tarihi ile ilgili bilgileri de okumaya çalıştım.

İzmir Çeşme Kalesi

İzmir Çeşme Kalesi

Ege Denizi içine girmiş olan, Urla ya da Çeşme Yarımadası olarak anılan bu yarımadanın kuzey-güney doğrultusunda uzanmakta olduğunu öğreniyorum. Yarımadanın kuzey kısmı Karaburun olarak bilinmektedir. Batısında ise yaklaşık 15 kilometre uzaklıkta Yunanistan’ın Sakız Adası bulunmaktadır. Sakız Adası’nın coğrafi olarak bu kadar yakın olmasına karşın, beşeri olarak uzakta olduğunu görüyoruz. Neden böyle oluyor sorusunun yanıtı ise bölgenin tarihi geçmişinde yatmaktadır.

Çeşme Marina

Çeşme Marina

Urla ya da Çeşme Yarımadası tarihi ile doğrudan bağlantılı olan Çeşme’nin kuruluş tarihi, kesin olmayan bilgilere göre, M.Ö. 5 000 yılına kadar uzanmaktadır. Çeşme yöresi, M.Ö. 3000’li yıllarda Erythoros komutasındaki kolonistler tarafından keşfedildi ve yerleşim yeri oldu. Erythrai ismini alan yerleşim bölgesi, bugünkü Çeşme’ye27 km. uzaklıkta bir koyda kurulmuştu. Şehir, ilk dönemlerinde krallıkla yönetiliyordu. Cyssus adıyla anılan Çeşme, o dönemde Erythrai’nin en güvenli ve korunaklı limanlarından biriydi.

Erythrai (Ildır) Antik Kenti

Erythrai (Ildır) Antik Kenti

Erythrai, Chios/Sakız adasıyla birlikte köle ve şarap ticaretinden önemli bir pay alıyordu. M.Ö. 494 yılında şehir, Pers’lere karşı yapılan ve yenilgiyle sonuçlanan Lade Deniz Savaşı’na katıldı. Ardından Antik-Delon  Deniz  Birliği’ne üye oldu. M.Ö. 334 yılında Büyük İskender, Erythrai’yi alarak şehre bağımsızlığını verdi. Çeşme ile ilgili otantik bilgiler, M.Ö. 190 yılında Romalıların 3. Antiokhos’un donanmasını bu sularda mağlup etmeleri ile başlar. Bu zafer üzerine Romalıların Anadolu ve Yakın Doğu’nun işgaline, Çeşme Yarımadası’nda başladıkları kabul edilmektedir.

 

Çeşme Yarımadası-Gülbahçe Urla

Çeşme Yarımadası-Gülbahçe Urla

Makedonya İmparatorluğu’nun parçalanmasının ardından Bergama Krallığı da, M.Ö. 130 yılında Bergama Kralı Atlalas’ın ölümü ile Roma İmparatorluğu’nun hâkimiyetine geçmiştir. Roma İmparatorluğu’nun M.S. 395 yılında, Doğu ve Batı olmak üzere, ikiye bölünmesiyle Erythrai, Doğu Roma ya da Bizans İmparatorluğu topraklarında kalır. Çeşme ile ilgili otantik bilgiler, M.Ö. 190 yılında Romalıların 3. Antiokhos’un donanmasını bu sularda mağlup etmeleri ile başlar.

İzmir Sığacık Teos

İzmir Sığacık Teos

Bu zafer üzerine Romalıların Anadolu ve Yakın Doğu’nun işgaline, Çeşme Yarımadası’nda başladıkları kabul edilmektedir. İyon döneminden, Çeşme Yarımadası’nda üç önemli şehir günümüze kadar varlığını korumuştur. Bunlar şimdiki adlarıyla Urla olan Klazomenai, Ildır olan Eritrai ve Seferihisar olan Teos kentleridir. Çeşme yöresinde Türk Egemenliği, Alparslan’ın 1071 yılında Malazgirt’te Bizans İmparatoru Romenos Diogenes’i mağlup ve esir etmesi ile başlar. Bu zafer ile bütün Anadolu Türk hükümranlığına açılmıştır.

İzmir Çeşme Marina

İzmir Çeşme Marina

Türk’ler zaman kaybetmeden Anadolu’ya yayılmış ve bu arada, Selçuk Komutanı Kutalmışoğlu Çeşme’ye ulaşmıştır. M.S. 1080 yılında Çeşme Yarımadası Türklerin mutlak hâkimiyeti altındadır. Osmanlı İmparatorluğu’nun bu yöreye hâkimiyetinden önceki dönemde, iki büyük Türk Beyi, Çaka Bey ve Umur Bey, çok önemli faaliyetleri ile bölgeye yeni bir hayat getirmişlerdir. Alparslan’ın komutanlarından Çaka Bey, Ege Denizi’ne açılan İlk Türk komutanıdır.

İzmir Çeşme Marina

İzmir Çeşme Marina

İzmir’de inşa ettirdiği hafif filo ile 1085 yılında Ege adalarına akınlar yapmış ve Bizans deniz hâkimiyetine karşı başarılı deniz savaşları vermiştir. Bu deniz harekâtında Çaka Bey Çeşme’yi üs olarak kullanılmıştır. Bu nedenle, Türklerin Ege Denizi harekâtında Çeşme’nin önemli bir yeri vardır. Ancak bu önem tamamen askeri amaçlı ve stratejiktir.  Bu askeri ve stratejik nedenler, Çeşme’nin bir yerleşim merkezi olarak da gelişmesine yol açmamıştır. Çaka Beyin ölümünden sonraki dönemde Umur Bey, büyük bir ileri görüşle, deniz ticaretini ellerinde tutan Cenevizliler ile anlaşmıştır.

 

İzmir Çeşme Marina

İzmir Çeşme Marina

Cenevizlilerin Sakız Adası’nda yerleşmelerini ve buradan Anadolu ile ticari ilişkilerini devam etmelerini kabul ve himaye etmiştir(1328). Sakız Adası’nın bu suretle Batı’ya açılan bir ticaret merkezi durumuna gelmesi, Çeşme’nin süratle gelişmesinde büyük bir etken olmuştur. Çeşme askeri ve stratejik önemi yanında, ilk kez, ticari bir önem kazanmıştır. Bunun sonucu olarak XIV. Yüzyıl ortalarından itibaren Çeşme’de bir yerleşim merkezi oluşmaya başlamıştır.

İzmir Çeşme Marina

İzmir Çeşme Marina

14. yüzyıl sonlarında Yıldırım Beyazıt Çeşme’yi işgal ederek Osmanlı İmparatorluğu’na katmıştır. Ankara Savaşı’nda Yıldırım Beyazıt mağlup olup Timur’a esir düşünce, 1402 de Timur’un kuvvetleri İzmir Liman Kalesi’ni zapt etmişlerdir. Bu nedenle deniz harekâtı, tekrar Çeşme’ye kayarak, devam etmiş, İzmir’in düşmesi bir kere daha Çeşme’nin gelişmesine neden olmuştur.   Çeşme’nin Türk Deniz Harp Tarihi’nde büyük bir acı anısı vardır.  Akdeniz’e inme hayalleri olan Rusya, 1769 yılında Mora Yarımada’sına asker çıkararak Yunanlıları isyana teşvik etti.

İzmir Çeşme Marina

İzmir Çeşme Marina

Kaptanpaşa Mandalzade Hüsameddin Paşa’nın komutasındaki Osmanlı donanması ilk önce Yunan isyanını bastırmak için Mora Yarımadasında Mora Yenişehri önünde bulunuyordu. Hüsameddin Paşa Rus filotilasının uzun yolda levazım ve erzak sağlayamayacağını ve bu nedenle hiç savaş yapmadan teslim olacağını düşünüyordu. Onun yüzden Ege Denizi’ne yelken açmaya karar verdi. Ege Denizi’ne ulaştıktan sonra Sakız Adası ve Karaburun arasında Çeşme limanına yakın açıklarda demirledi.

İzmir Çeşme Marina

İzmir Çeşme Marina

Osmanlı donanmasının Ege Denizi’ne doğru yelken açtığını haber alan iki Rus filosu Akdeniz’de Osmanlı donanmasını aramaya koyuldu. 5 Temmuz 1770’de Osmanlı donanmasını Karaburun yarımadası ile Sakız adası arasında Çeşme Körfezi’nin hemen kuzey açıklarında demir atmış olarak buldu. 1770 yılında, “Çeşme Deniz Savaşı” olarak bilinen olayda, Ege’deki Rus Donanması tarafından yakılmasıyla sonuçlanmış ve sonrasında da kale ve şehir yağmalanmıştır.

Share Button