Büyük Konstantin ve Doğu Roma İmparatorluğu
Konstantin’in Yeni Roma’sı kurulurken, Konstantinopolis’te ana ulaşım hatları belirlenmişti. Günümüzde Milyon Taşı’ndan hareketle Divanyolu Caddesi’nin Aksaray’a kadar olan bölümü İmparator Yolu olarak planlanmıştı. Orta yol, ana yol anlamında ‘’Mese’’ olarak tanımlanmıştı.

Roma İmparatorluğu
Jül Sezar ağır baskı kurduğu Senato ve diğer devlet kurumlarını devre dışı bırakarak devlet emretme gücünün tamamını üstüne aldı. Bunu içine sindiremeyen ve Roma’nın geleceği için büyük tehlike olarak gören senato üyeleri ve üvey oğlu Brutüs’ ün düzenlediği komplo ile M.Ö. 44 yılında öldürüldü.
Suikastın ardından başlayan yeni bir iç savaş, suikasttan önce evlatlık aldığı vârisi Gaius Oktavianus’un Roma dünyası üzerinde baskın bir diktatör haline gelmesine yol açtı. Oktavianus’un ‘’kutsal, güçlü’’ anlamındaki Agustus ismini alarak başlattığı askeri, kurumsallaşma ve imar faaliyetleri doruk noktasına çıktı. Üvey babasını da unutmadı, Sezar, suikasttan iki yıl sonra, M.Ö. 42 yılında Senato tarafından resmen kutsanarak, Roma Tanrılarından biri olarak ilan edildi.

Tarihte ilk Demokratik Devlet Roma Cumhuriyeti
Roma’nın krallık ve öncesindeki hukuku büyük ölçüde yazılı olmayan kral buyruklarından oluşmaktaydı. Kralın sözlü buyruklarla yasa oluşturma gücünün herhangi bir sınırı bulunmamaktaydı. Roma’nın son kralının sınırsız diktatörlüğe dönüşen yönetimine tepki gösterip baş kaldıran halkın kralı Roma’dan kovması Cumhuriyet rejiminin kurulmasıyla sonuçlanmıştı.

Bizans’tan Doğu Roma İmparatorluğuna
Megaralı Kral Byzas M.Ö. 667 yılında, yarımadanın burnunda birinci tepeyi ve eteklerini kaplayacak büyüklükte, Topkapı Sarayı yerleşkesinden daha küçük bir alana, surlarla çevrili küçük bir şehir devleti kurmuştu. Bizans ya da Bizantion…
Günümüze ulaşan antik kaynaklardan edindiğimiz bilgiler bu kentin kuzey kıyısı Haliç’te liman, en yüksek noktasında Yunan tanrılarına adanmış kutsal merkez Akropolis, tepenin eteklerinde çarşı, hamam, tiyatro, meydan gibi yapılar ile kent merkezinde ve kırsalında ibadet amaçlı kutsal alanlar bulunmaktadır.

Ekrem Zeki Ün ve Atatürk’ün sevdiği Manastır Türküsü
Koro için 1959 yılında Müzik Öğretmenimiz Ekrem Zeki Ün tarafından bestelenmişti. Manastır Türküsü hazırlığı başlamadan önce de Atatürk’ün Şehri olarak tanımladığı manastır ve Manastır’daki Askeri İdadi hakkında bilgi vermişti.
Ardından ”Neden çok sesli Müzik?” Sorusunu sormuş ve yanıtını da kendi vermişti. Çok sesli müzik konusunu iyi anlamamız gerekir ki demokrasi kavramını da anlayabilelim. Diyen öğretmenimiz açıklamalarını sürdürmüştü.
Batı müziğinin belirgin niteliği çok sesliliktir çünkü Batı Toplumu da çok seslidir. Değişik insan sesleri, değişik enstrümanlar, bir orkestranın bünyesinde bütünleşir. Değişik yollardan gelen sesler, çok sesli müziğin birimleri, genel bir amaçta buluşur.

Çapa Öğretmen Okulunda 1961-62 ikinci yarıyılı
Çapa Öğretmen Okulu’na gelinceye kadar Maraş Elbistan köyleri, Çukurova pamuk tarlaları, Ceyhan, Osmaniye, Tarsus, Mersin, Niğde Bor, Niğde Misli Köyü ve Bulgaristan Karagözler Köyü bilgi dağarcığımda yer aldığından coğrafya ön plana çıkmış durumda.

İstanbul Zeytinburnu Gecekonduları
Zeytinburnu bölgesinin kendine özgü en önemli özelliği içerisinde önemli ölçüde Balkan kökenli Türk göçmenleri barındırmasıydı. Balkan göçmenlerinin en önemli özelliklerinden biri gecekondularını avlu içine yapmış olmalarıydı. Bir süre sonra da avlu içinde yemiş ağaçları ve değişik isim ve renkteki çiçeklerin yer alırdı.

Üç Tekerlikli Bisiklet
Işıklar kapandı, gelecek filmler özeti verildikten sonra Üç Tekerlekli Bisiklet Filmi başlamıştı. Filmin geçtiği mekân, 1960’lı yılların hızla göç alıp plansız şekilde büyüyen İstanbul’du. 1950’li yıllarla başlayan kırdan kente göç etkisini en çok İstanbul’da göstermişti. Bu göç kervanına katılan ailelerden biri de Zeytinburnu gecekondularından birinde yaşayan Dayım Mustafa Uslu, kız kardeşleri, halam ve eniştemdi.

İstanbul Çapa Öğretmen Okulu’nda ilk yarıyıl tatilim
Okul kütüphanesine indim. Son derece sessiz olan bu mekânda kafanızı ve gönlünüzü dinlendirmenin yanı sıra, tarihin derinliklerinde yolculuk yapmanızı sağlayan bir havası da vardı.
Anılarım defterimi açıp tarih attıktan sonra giriş bölümüne ‘’Harikasın Akıncı. Hayallerinin peşinde koştun ve Bulgaristan’ın Karagözler Köyü’nden İstanbul Çapa Öğretmen Okulu’na gelebildin. İstanbul’da 3 yıl okuma şansını yarattın.’’ Diye yazdım.

1961 yılında Taksim Cumhuriyet Anıtı
Anıtın bir yüzü Cumhuriyet Türkiye’sini, karşıt yüzü de Kurtuluş Savaşını simgelemektedir. Cumhuriyet Türkiye’sinin simgelendiği yüzünde; Mustafa Kemal Atatürk ile sağında İsmet İnönü, solunda Fevzi Çakmak yer alırken, arkalarında yurttaşlar ve iki Rus generali yer almaktadır. Kurtuluş Savaşının betimlendiği yüzünde ise Mustafa Kemal Atatürk ile, Kurtuluş Savaşını birlikte yürüttüğü yurttaşlar, kadınlarımız ve kağnıları ilgi çekmektedir. Anıtın yan yüzlerinde ise birer asker ve taşıdıkları bayrak ve sancaklar bulunmaktadır.











