1961 yılı Çapa Öğretmen Okulu Öğretim Kadrosu
Millet Caddesi’nden geçenlerin hayranlıkla ve gıptayla baktığı mavi çinili bu anıtsal bina ünlü Mimar Vedat Tek’in Erkek Öğretmen Okulu için yaptığı yapıtlarından biriydi.
Oldukça yüksek tavanları, kırmızı halıları ve büyük yaldızlı aynalarıyla bir sarayı andırıyordu.
Bir sarayı andıran bu anıtsal yapı, zamanla, kanatları altında Atatürk Eğitim Enstitüsü ile Çapa İlköğretmen Okulu Müzik ve Resim Seminerlerini de barındırır olmuştu.
İki yıl okuma şansını yakaladığım bu muhteşem okulun eğitim ve öğretim kadrosunu tanıtmayı bir vefa borcu olarak gördüm.

İstanbul Çapa Öğretmen Okulu öğrencisiyim
Her geçen gün hayranlığımızın biraz daha arttığı anıtsal mavi çinili Öğretmen Okulu’nun ön bahçesinde mermer merdivenlerinin önünde 1961-1962 Eğitim ve Öğretim yılının açılış merasimi için toplandık.
Büyük bir heyecan ve coşku içindeydik. Perşembe günü yetenek sınavları sonlanmış, kazananlar üç yıl süreyle bu çatı altında eğitim görme hakkını kazanmışlardı.
İvriz’den benimle birlikte Müzik Semineri için gelen Akif İken ile Resim Semineri için gelen Halit Armutlu da kazananlar içindeydi.

İstanbul Çapa Müzik Semineri giriş hikayem
Parçayı bitirip, kemanı indirdiğimde Ekrem Zeki Ün’e bakmıştım. Halinden başarılı olduğum izlenimini edinmiştim.
Piyanonun başına geçen Halil Bedi Yönetken akorlarla ilgili sorularından sonra solfej tekniğimi ölçmüştü.
Tahir Sevenay da Vivaldi ile ilgili sorular sormuş ve doyurucu yanıtlar almıştı.
Sınavdan çıktığımda kesin kazandım demiştim kendi kendime. Öyle de olmuştu. Bu anıtsal ve muhteşem okulda üç yıl okuma şansımı yaratmıştım. Çok mutluydum…

Anılarımda Mavi Gözlü Kent Tekirdağ
Trakya’nın kimlikli et mutfağının baş ürünleri arasında, şehrinin ismiyle şöhretine bilinirlik katan Tekirdağ köftesi geliyordu. Özellikle baldızım kentin adıyla ünlü bu köfteyi yemek istemişti.
Marka tescilli, ünü tüm Türkiye’ye yayılmış Tekirdağ köftesinin bir diğer ismi, Hacıköylü köftesidir.
Tekirdağ’da bu köfteyi özüne bağlı olarak yapıp, sahip oldukları mekanlarla da perçinleyen Özcanlar Köfte’nin sahiplerinin aktardığına göre, büyük enişteleri Hacıköylü Hüseyin Ağa, 1910 yıllarında bu işi günün şartlarında yapıyormuş.

Gümüldür İzmir
Mis kokulu satsumanın diyarı Gümüldür’ü, 1978 yılında geldiğimiz Merkez Bankası Sosyal tesislerinde yaptığımız bir haftalık tatilimizde tanımıştım.
Maviyle yeşil buluşturan doğası, yedi kilometrelik sahil şeridindeki mavi bayraklı plajları, her bütçeye uygun otelleriyle deniz turizminin hızla gelişen bölgelerinden biri Gümüldür’ü sonraki yıllarda TMO Sosyal Tesislerindeki tatillerimizde daha iyi tanıdım ve sevdim.

Mitolojik Tanrılar Diyarı Akçay
Güney Marmara’nın Ege’ye açılan kıyısında, mitolojik efsaneler ve tanrılar diyarı İda’nın ya da Kaz Dağları’nın eteklerinde, dört bir yanı zeytin ağaçları ile çevrili huzurlu bir tatil beldesi Akçay…
Balıkesir’in Edremit ilçesine bağlı olan Akçay, ilçe merkezine yaklaşık 10 km uzaklıkta konumlanıyor. Dünyanın oksijen açısından Alper’den sonra ikinci en zengin bölgesi olan Kaz Dağları’nın eteklerinde kurulmuş. Yemyeşil ormanları ve masmavi Ege sularının tam ortasında bulunan Akçay, yaklaşık 10 bin nüfusa sahip.
Kaz Dağlarının eteklerindeki tarihi ve doğası zengin, toprağı bereketli bu şirin belde Akçay’da görülecek çok yer, yapılacak çok şey var.

Bulgaristan Göç Anılarımda Elbistan Köyleri
Birden acı bir çığlık kopmuştu. ‘’Anamı isteriiiim… Onsuz bir yere gitmeeem… Anamı isterim anamııı.’’ Diye. Çığlık çığlığa ortalığı birbirine katan iki yaşındaki üç numara olan kardeşim Şaban’dı. Maraş yolculuğu başlamadan önce ‘’ince hastalık’’ teşhisi konularak hastahaneye yatırılmış olan anamı ziyarete gitmiştik. Birkaç ay tedavi görmesi gerektiğini söylemişlerdi doktorlar. Babam da anamla kalacaktı.

İstanbul Ayvansaray da Bir Pazar Günü
Üç imparatorluğa 1600 yıl başkentlik yapmış kimliğiyle İstanbul dünyanın en derin kültür kentlerinden biriydi. Klasik, Helenistik ve Erken Roma dönemlerinin izlerine pek rastlanmasa da Bizans, Doğu Roma ve Osmanlı dönemleri açısından çok güçlü kalıntılara sahipti. Bir o kadar önemli olan bir yerleşim yeri de AYVANSARAY bölgesiydi.
İstanbul’un altıncı tepesinin sırtını ve Haliç’e doğru inen eteğini kapsayan ve Trak yapımı olduğu sanılan bölgede; avlulu küçük saray, Yunan Mitolojisi ‘ndeki su, orman ve dağ perileri olan nymphlere adanmış iki katlı anıtsal çeşme, İmparator Tiberius zamanında yaptırılan bir hamam, tiyatro, oyun sahası, ahşap bir köprü, beş özel hamam, bir kamu ve bir özel fırın ile beş adet ekmek dağıtım yeri bulunmaktaydı.

Blakherna Saraylar yerleşkesi AYVANSARAY
Roma’nın geç dönemlerinde Konstantinopolis’ten bağımsız bir yerleşim olan Blakherna, en genel anlamda günümüzdeki Ayvansaray’ı içine alıyordu. Günümüzün Atikmustafapaşa, Karabaş ve Abdülvedüd Mahallelerinden meydana gelen AYVANSARAY ve yakın çevresinin Antik dönemdeki adıydı Blakherna.

Konstantin Forumu ve Çemberlitaş İstanbul
7 Nisan 1962 Cumartesi, Çemberlitaş İstanbul… Sultanahmet Meydanından Beyazıt Meydanına, Çemberlitaş Sütununa doğru Divan Yolu (daha&helliip;)












