Anılarımda Mavi Gözlü Kent Tekirdağ
Trakya’nın kimlikli et mutfağının baş ürünleri arasında, şehrinin ismiyle şöhretine bilinirlik katan Tekirdağ köftesi geliyordu. Özellikle baldızım kentin adıyla ünlü bu köfteyi yemek istemişti.
Marka tescilli, ünü tüm Türkiye’ye yayılmış Tekirdağ köftesinin bir diğer ismi, Hacıköylü köftesidir.
Tekirdağ’da bu köfteyi özüne bağlı olarak yapıp, sahip oldukları mekanlarla da perçinleyen Özcanlar Köfte’nin sahiplerinin aktardığına göre, büyük enişteleri Hacıköylü Hüseyin Ağa, 1910 yıllarında bu işi günün şartlarında yapıyormuş.

Gümüldür İzmir
Mis kokulu satsumanın diyarı Gümüldür’ü, 1978 yılında geldiğimiz Merkez Bankası Sosyal tesislerinde yaptığımız bir haftalık tatilimizde tanımıştım.
Maviyle yeşil buluşturan doğası, yedi kilometrelik sahil şeridindeki mavi bayraklı plajları, her bütçeye uygun otelleriyle deniz turizminin hızla gelişen bölgelerinden biri Gümüldür’ü sonraki yıllarda TMO Sosyal Tesislerindeki tatillerimizde daha iyi tanıdım ve sevdim.

Mitolojik Tanrılar Diyarı Akçay
Güney Marmara’nın Ege’ye açılan kıyısında, mitolojik efsaneler ve tanrılar diyarı İda’nın ya da Kaz Dağları’nın eteklerinde, dört bir yanı zeytin ağaçları ile çevrili huzurlu bir tatil beldesi Akçay…
Balıkesir’in Edremit ilçesine bağlı olan Akçay, ilçe merkezine yaklaşık 10 km uzaklıkta konumlanıyor. Dünyanın oksijen açısından Alper’den sonra ikinci en zengin bölgesi olan Kaz Dağları’nın eteklerinde kurulmuş. Yemyeşil ormanları ve masmavi Ege sularının tam ortasında bulunan Akçay, yaklaşık 10 bin nüfusa sahip.
Kaz Dağlarının eteklerindeki tarihi ve doğası zengin, toprağı bereketli bu şirin belde Akçay’da görülecek çok yer, yapılacak çok şey var.

Bulgaristan Göç Anılarımda Elbistan Köyleri
Birden acı bir çığlık kopmuştu. ‘’Anamı isteriiiim… Onsuz bir yere gitmeeem… Anamı isterim anamııı.’’ Diye. Çığlık çığlığa ortalığı birbirine katan iki yaşındaki üç numara olan kardeşim Şaban’dı. Maraş yolculuğu başlamadan önce ‘’ince hastalık’’ teşhisi konularak hastahaneye yatırılmış olan anamı ziyarete gitmiştik. Birkaç ay tedavi görmesi gerektiğini söylemişlerdi doktorlar. Babam da anamla kalacaktı.

İstanbul Ayvansaray da Bir Pazar Günü
Üç imparatorluğa 1600 yıl başkentlik yapmış kimliğiyle İstanbul dünyanın en derin kültür kentlerinden biriydi. Klasik, Helenistik ve Erken Roma dönemlerinin izlerine pek rastlanmasa da Bizans, Doğu Roma ve Osmanlı dönemleri açısından çok güçlü kalıntılara sahipti. Bir o kadar önemli olan bir yerleşim yeri de AYVANSARAY bölgesiydi.
İstanbul’un altıncı tepesinin sırtını ve Haliç’e doğru inen eteğini kapsayan ve Trak yapımı olduğu sanılan bölgede; avlulu küçük saray, Yunan Mitolojisi ‘ndeki su, orman ve dağ perileri olan nymphlere adanmış iki katlı anıtsal çeşme, İmparator Tiberius zamanında yaptırılan bir hamam, tiyatro, oyun sahası, ahşap bir köprü, beş özel hamam, bir kamu ve bir özel fırın ile beş adet ekmek dağıtım yeri bulunmaktaydı.

Blakherna Saraylar yerleşkesi AYVANSARAY
Roma’nın geç dönemlerinde Konstantinopolis’ten bağımsız bir yerleşim olan Blakherna, en genel anlamda günümüzdeki Ayvansaray’ı içine alıyordu. Günümüzün Atikmustafapaşa, Karabaş ve Abdülvedüd Mahallelerinden meydana gelen AYVANSARAY ve yakın çevresinin Antik dönemdeki adıydı Blakherna.

Konstantin Forumu ve Çemberlitaş İstanbul
7 Nisan 1962 Cumartesi, Çemberlitaş İstanbul… Sultanahmet Meydanından Beyazıt Meydanına, Çemberlitaş Sütununa doğru Divan Yolu (daha&helliip;)

Büyük Konstantin ve Doğu Roma İmparatorluğu
Konstantin’in Yeni Roma’sı kurulurken, Konstantinopolis’te ana ulaşım hatları belirlenmişti. Günümüzde Milyon Taşı’ndan hareketle Divanyolu Caddesi’nin Aksaray’a kadar olan bölümü İmparator Yolu olarak planlanmıştı. Orta yol, ana yol anlamında ‘’Mese’’ olarak tanımlanmıştı.

Roma İmparatorluğu
Jül Sezar ağır baskı kurduğu Senato ve diğer devlet kurumlarını devre dışı bırakarak devlet emretme gücünün tamamını üstüne aldı. Bunu içine sindiremeyen ve Roma’nın geleceği için büyük tehlike olarak gören senato üyeleri ve üvey oğlu Brutüs’ ün düzenlediği komplo ile M.Ö. 44 yılında öldürüldü.
Suikastın ardından başlayan yeni bir iç savaş, suikasttan önce evlatlık aldığı vârisi Gaius Oktavianus’un Roma dünyası üzerinde baskın bir diktatör haline gelmesine yol açtı. Oktavianus’un ‘’kutsal, güçlü’’ anlamındaki Agustus ismini alarak başlattığı askeri, kurumsallaşma ve imar faaliyetleri doruk noktasına çıktı. Üvey babasını da unutmadı, Sezar, suikasttan iki yıl sonra, M.Ö. 42 yılında Senato tarafından resmen kutsanarak, Roma Tanrılarından biri olarak ilan edildi.

Tarihte ilk Demokratik Devlet Roma Cumhuriyeti
Roma’nın krallık ve öncesindeki hukuku büyük ölçüde yazılı olmayan kral buyruklarından oluşmaktaydı. Kralın sözlü buyruklarla yasa oluşturma gücünün herhangi bir sınırı bulunmamaktaydı. Roma’nın son kralının sınırsız diktatörlüğe dönüşen yönetimine tepki gösterip baş kaldıran halkın kralı Roma’dan kovması Cumhuriyet rejiminin kurulmasıyla sonuçlanmıştı.












