Ünlü bir vitray sanatçısı Şekip Oğuz
Anılarımda önemli bir yeri olan İstanbul Çapa İlköğretmen Okulu arkadaşlarımın Resim ve Müzik alanında ülkemiz (daha&helliip;)

Peri Bacaları ve Kapadokya düşlerim
Bir zamanlar bir içdeniz olan Düşler Ülkesi Kapadokya’yı özel bir coğrafya bölgesi yapan, UNESCO Dünya Kültürel ve Doğal Miras Listesi’nde yer almasını sağlayan ve peri bacaları oluşumuyla böylesine görsel bir şölene dönüştüren, masallarda karşımıza çıkan sihirli bir değnek değildi elbette…
Neydi öyleyse? Öğrenmeliydim. Öğrenmek için de bölgeye tekrar gitmeliydim. Peri bacalarıyla ünlü bu çok özel ”güzel atlar” ülkesini bir kez daha görmek için yanıp, tutuşuyordum. Ankara devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi’ne 1974 yılında giriş yapan öğrencilerin ki eşim de onlardan biriydi, 45. Yıl kutlama programını bu bölgede yapma girişimleri bölgeyi tekrar görmek için bir fırsat oldu.

BULGARİSTAN GÖÇ ANILARIM İKİNCİ BÖLÜM
1 Mart 1951’de babamın 5 kişilik ailemiz için aldığı Bulgar Pasaportu ile Göç hikâyemiz başlamıştı. Türkiye’nin Sofya Konsolosluğu’ndan gönüllü muhacir olarak, Serbest Göçmen vizesi almıştı.
Ne demekti gönüllü olarak serbest göçmen vizesi almak? İki önemli ayrıntı vardı sorunun yanıtında. Birincisi zorla gönderilmediğimiz anlamındaydı. Sonraki yıllarda geri dönüş için hak iddiasında bulunamayacaktık. Üstelik mallarımızı bedelsiz olarak bırakacaktık. Serbest göçmen olarak vize aldığımız için de Türkiye’den yardım almayacaktık.

BULGARİSTAN GÖÇ ANILARIM BİRİNCİ BÖLÜM
Bazı sessiz çığlıklar vardır. Kulaklarınız duymaz ama hissedersiniz. Hissettikleriniz beyninizi kemirir dururlar, yüreğinizi yakar, eritirler. Böylesi sessiz çığlıkları koparan sorunların başında halklara yapılan ‘’asimilasyon’’ uygulamaları geliyordu.
Yaşam serüvenimizle birlikte, Göç ve göçmenliğin ne olduğunu ”ANILAR’’ başlığı altında bir yazı dizisi haline getirerek anlatmalıydım. Türkiye, özellikle Balkanlardan gelen göçmenlerin ülkesiydi biraz da. Geçmişimiz Balkanlardaydı. Osmanlı İmparatorluğu da Rumeli kaynaklıydı zaten. Geçmişimizi bilmek, geleceğimizi yönlendirmek açısından önemliydi. Öyledir çünkü ”Bilmek, geleceği yönlendirmemizi sağlar.” Geçmişini bilmeyenler geleceklerini kuramazlar…

Estergon Kalesi İzlenimleri
Osmanlı Devleti, Avusturyalıların yönetimindeki kaleyi ilk kez 1543’te zapt etti. 1543 yılında elimize geçen Estergon Kalesi Sancakbeyliği haline getirilerek Budin Beylerbeyliği ‘ne bağlanmıştı. Ancak kale bundan yaklaşık elli yıl sonra Alman Leh Çek ve İtalyanlardan oluşan 80 bin kişilik bir haçlı ordusu tarafından kuşatıldı. Yalnızca beş bin Türk askeri bulunduğu kale 2 Eylül 1595 günü yaşanan bir trajedi ile teslim olmak zorunda kalmıştı.
Bu teslimiyet sonraki yıllarda kahramanlık türkülerine konu olmuştu.

Budapeşte Köprüleri
Budapeşte’nin Tuna Nehri üzerindeki Buda ve Peşte yakalarını birleştiren farklı mimari tarzlara sahip köprüleri tüm dünyanın hayranlığını kazanmış durumda. Nehir üzerinde toplam sekiz köprüsü bulunan kentin en ünlü köprüsü bazı gezginlere göre Aslanlı Köprü olarak da bilinen Zincir Köprü, bazılarına göre de Özgürlük Köprüsüdür. Buda ve Peşte yakalarını birbirine bağlayan Elizabeth Köprüsü ile Margaret Köprüsü de gerek mimari gerekse tarihi açıdan ilgi çekici. Öncelikle Tuna’nın gerdanlıkları olan bu dört köprüyü tanı(t)makla başlayalım.

Macaristan Başkenti Budapeşte
Doğu ve batı olarak Avrupa’yı ikiye ayıran Tuna Nehri, Budapeşte’yi de ikiye ayırmış. Doğu kıyısında Peşte, batı kıyısında ise Budin Kalesi’nin de bulunduğu Buda yer almakta. Tuna’nın doğu kıyısındaki Peşte düz bir alana kurulmuş olup, şehrin ticari merkezidir. Batı kıyısındaki Buda ise tepelik ve yeşil bir alanda tarihi ve turistik merkezdir. Bir bakıma Macaristan tarihi Buda bölgesindedir.

Budin Kalesi Budapeşte
Sahip olduğu tarihi dokusu ve manzarası nedeniyle, gezginlerin Budapeşte gezilecek yerler listelerinin ilk sırasında yer verdikleri Buda Kalesi, ilk olarak 1265 yılında inşa edilmiş. Ancak günümüzdeki Barok Mimarisinin öne çıktığı şeklini ağırlıklı olarak 1749-1769 arasındaki yeniden yapım çalışmaları sonucunda kazanmış. 1541’de Buda, Osmanlı Devleti’nin Budin eyaleti merkezi olmuş.

Petnehazy Clup Hotel Budapeşte
Eski Avusturya-Macaristan İmparatorluğu başkentlerinden biri olan Budapeşte’deyiz. Altı ay önceden planlamıştık eşimle. Budapeşte demek, Macaristan demekti. Macaristan denildiğinde ise hayallerimde Budin ve Estergon Kaleleri beliriyordu.
RCI üyeliğiyle geldiğimiz Petnehazy Clup Hotel, Budapeşte’nin yaklaşık 10 km kuzey-batısında, Buda tepelerine konuşlandırılmış bir dağ tatil köyü. Kaydımızı yaptırdıktan sonra, RCI üyeliğiyle gittiğimiz diğer konaklama yerlerinden farklı olarak burada kapalı mutfaklı bir yer verdiler bize. İki kişilik bungolovda salon, mutfak, yatak odası, tuvalet ve sauna odası birbirinden bağımsız.

Avusturya Klagenfurt izlenimleri 1
Karintiya Eyaleti’nin başkenti olan Klagenfurt Avusturya’nın yeşil mi yeşil, küçük ama sevimli bir şehriydi. Yeşil, yeşil ve yeşil… Küçük bahçeli evler, muhteşem doğa manzaraları, köprüler, göller, ağaçların gölgeleriyle adeta yeşillenmiş dereler ve güzel hayvanlar… Avusturya topraklarına girip Klagenfurt’a ulaşıncaya kadar yollarda Ceylanlar, Karacalar ve diğer hayvanları görebilmek oldukça sıradan hale gelmişti.
Konakladığımız gençlik hostelinde her şey dört dörtlüktü. Yemekhanesinde kahvaltımızı yaptıktan sonra festival yönetiminin düzenlediği ‘’Garden Party’’ etkinliğine katılmıştık. Daha doğrusu çocuklar katılmıştı, veliler izleyici durumunda kalmıştık. Çocuklarımız, başta Klagenfurtlular olmak üzere, diğer ülkelerden gelen çocuklarla kaynaşmışlar, oynamışlar, uzun süreli arkadaşlıklar edinmişlerdi.












