Monet ’in Bahçesi ve Nilüferler
10 Ekim 2013 İstanbul… 9 Ekim 2012 – 6 Ocak 2013 tarihleri arasında 10. yılını (daha&helliip;)
Bulgaristan 1944 doğumlu Mehmet Akıncı; Modern bir Gezgin olarak Gezi yazıları ve tarihi mekanlar üzerine düşünceleriyle tanınan, emekli Fizik öğretmeni ve blog yazarıdır. Çağdaş Gezgin Akıncı944 bloğu başta olmak üzere, blog serileri aracılığıyla, seyahat tutkusunu tarihi keşiflerle birleştiriyor. Kayaköy kalıntıları ve İstanbul'daki Gülhane Parkı gibi, Türkiye'nin ve seyahat ettiği dış ülkelerin çeşitli yerlerinde ve ötesindeki deneyimlerini anlatıyor. Yazıları, kişisel hafıza ve tarihsel bağlamın kesişimini araştırıyor ve genellikle geçmiş uygarlıkların gizli hikayelerini hayata geçiriyor. Akıncı'nın Blokları; nostalji, tarihi yorumlar ve kişisel anekdotların bir karışımıdır ve okuyuculara bu yerlerin hem güzelliğini hem de karmaşıklığını takdir etmeleri için ilham vermek için tasarlanmıştır.
10 Ekim 2013 İstanbul… 9 Ekim 2012 – 6 Ocak 2013 tarihleri arasında 10. yılını (daha&helliip;)
Şale Köşkü, Yıldız Sarayı’nın günümüzdeki en görkemli yapılarından biridir. Köşk, yüksek duvarlarla çevrili üçüncü avludaki (daha&helliip;)
Yıldız Sarayı Yerleşkesi, Beşiktaş ile Ortaköy arasında, sahilden başlayarak kuzeybatı yönünde bütün bir yamacı kaplayan (daha&helliip;)
Son Osmanlı Sarayı Yıldız ve eklentilerini aramaya devam etmiştim 2012 yılında. Etmiştim çünkü Yıldız Sarayı (daha&helliip;)
İstanbul’un Beşiktaş semtinde tepelik bir alana konumlandırılan Yıldız Sarayı, 17. yüzyılda başlayan yerleşim olma sürecini (daha&helliip;)
Beşiktaş’ın “Dersaadet’te bir Payitaht” olması, önemli siyasi sonuçları da beraberinde getirmiştir. Osmanlı Padişahı Sultan Abdülaziz, başını (daha&helliip;)
İstanbul Boğazı’nın inci gerdanlıklarından ikincisi olan Fatih Sultan Köprüsü’nden Anadolu yakasına geçerken, köprü bitiminin hemen (daha&helliip;)
Tersane Kasrı, İstanbul’un Topkapı ve Üsküdar saraylarından sonra en büyük yapısıydı. Adından da anlaşılacağı gibi (daha&helliip;)
Malta Köşkü, Yıldız Sarayı’nın eklentilerinden biri olup, sarayın dış bahçesinde-Yıldız Korusu’nda yer almakta olup, 1870 (daha&helliip;)
Kesme taştan yapılmış olan Sedir Köşkü, kırmızı ve beyaz rengin hâkim olduğu bir cephe görüntüsüne (daha&helliip;)
Osmanlı İmparatorluğu topraklarında bulunan saray ve kasırlar padişahlara aitti. Padişahlar dışında kalan diğer üst düzey (daha&helliip;)
1838 yılında tahta geçen Sultan Abdülmecid, babası II. Mahmut gibi, kapalı bir mekân olan Topkapı (daha&helliip;)
İstanbul’un Beykoz İlçesi’nin yalılarıyla ünlü semtlerinden biri olan Kanlıca, Anadoluhisarı ile Çubuklu arasında bulunuyor. Emirgan’ın (daha&helliip;)
Türk Kurtuluş Savaşı’nın önderi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı olan Mustafa Kemal Atatürk’ün anıt mezarının (daha&helliip;)
İstanbul’dan Ankara’ya, paralı Anadolu Otoyolu ile giderken, İzmit’ten sonra içine daldığımız ağaç denizi birden (daha&helliip;)
İstinye tarafından, Hakim Tahsin yolu ile Emirgan Korusuna girerseniz yaklaşık 50 metre sonra, sağda Pembe (daha&helliip;)
İstanbulluların piknik yaptıkları, sevgililerin el ele dolaştıkları, nişanlıların hatıra fotoğrafları çektirdikleri, nişan ve düğünlerin masalımsı (daha&helliip;)
İstanbul’da mutlaka görülmesi ve gezilmesi gereken kasır, köşk ve koruları anlamak ve tanımak için Mısır (daha&helliip;)
Hıdiv Kasrı, İstanbul’un Beykoz Çubuklu sırtlarında 172 000 metrekarelik bir koruda, Boğaziçi’ne hakim konumda anıtsal (daha&helliip;)
Hıdiv, Osmanlı Padişahı Abdülaziz zamanında (1861 – 1876) Mısır valilerine verilen unvandır. 1867 yılında (daha&helliip;)
İstanbul’un semtlerini, cadde ve sokaklarını adımlayarak geziyor, köşe bucak her tarafını tanımaya ve fotoğraflarla belgelemeye (daha&helliip;)
Mersin Hastane Caddesi Mersin Mahmudiye Mahallesinde yer alan Hastane Caddesi ve Mersin Devlet Hastanesi anılarımda (daha&helliip;)
Görsel zenginliği ile dillere destan olan Küçüksu Kasrı ile Kıbrıslı Yalısı’nı geride bırakıyor, Rahmi Koç’un (daha&helliip;)
Emirgan İskelesi’nden kalkan İstanbul Deniz Otobüslerine ait deniz otobüsümüz; önce İstinye, sonra da Kanlıca ve (daha&helliip;)
Küçük bir Boğaziçi turumuz devam ediyor. Emirgan İDO İskelesi’nden bindiğimiz deniz otobüsü İstinye Koyu’nun (daha&helliip;)
