Dinler Mozaiği Kuzguncuk
Tanıdıkça daha çok sevdiğim bir mahalle oldu benim için. Cami, kilise ve sinagogun yan yana (daha&helliip;)
Bulgaristan 1944 doğumlu Mehmet Akıncı; Modern bir Gezgin olarak Gezi yazıları ve tarihi mekanlar üzerine düşünceleriyle tanınan, emekli Fizik öğretmeni ve blog yazarıdır. Çağdaş Gezgin Akıncı944 bloğu başta olmak üzere, blog serileri aracılığıyla, seyahat tutkusunu tarihi keşiflerle birleştiriyor. Kayaköy kalıntıları ve İstanbul'daki Gülhane Parkı gibi, Türkiye'nin ve seyahat ettiği dış ülkelerin çeşitli yerlerinde ve ötesindeki deneyimlerini anlatıyor. Yazıları, kişisel hafıza ve tarihsel bağlamın kesişimini araştırıyor ve genellikle geçmiş uygarlıkların gizli hikayelerini hayata geçiriyor. Akıncı'nın Blokları; nostalji, tarihi yorumlar ve kişisel anekdotların bir karışımıdır ve okuyuculara bu yerlerin hem güzelliğini hem de karmaşıklığını takdir etmeleri için ilham vermek için tasarlanmıştır.
Tanıdıkça daha çok sevdiğim bir mahalle oldu benim için. Cami, kilise ve sinagogun yan yana (daha&helliip;)
Kuzguncuk, Boğaziçi’nin Anadolu yakasında, Üsküdar-Paşalimanı arasında bulunan bir mahalle. Antik adı ‘Altın Kiremit’ anlamına gelen (daha&helliip;)
2009 yılı Nisan ayının ortalarında yaptığım kısa bir Boğaziçi turunda, içinde bulunduğumuz tur vapuru Üsküdar’ı (daha&helliip;)
Şu günlerdeyse Boğaz’ın her iki yakasını da yeşillikler arasındaki mor renkleriyle çepeçevre saran erguvanlar şenlendiriyor. (daha&helliip;)
Çamlıca tepelerinden seyretmediyseniz İstanbul’u yeterince tanıyamadınız demektir. İstanbul’un neden 1 000 yıl süreyle Bizans ve (daha&helliip;)
Çamlıca tepelerinden seyretmediyseniz İstanbul’u yeterince tanıyamadınız demektir. İstanbul’un neden 1 000 yıl süreyle Bizans ve (daha&helliip;)
Bahçeler yalnızca ön cephede bütün halinde, arka cephede ise duvarlarla bölünmüş, kapıları birbirine bağlantıları olan (daha&helliip;)
T.C. Cumhurbaşkanlığı bünyesindeki Milli Saraylar İdaresi Başkanlığına bağlı Dolmabahçe Sarayı, otuz birinci Osmanlı padişahı Sultan (daha&helliip;)
Sanatsal ve tarihi özellikleriyle İstanbul’un sembol anıtlarından biri olan ve Fatih’in Edirnekapı semtinde yer alan (daha&helliip;)
İstanbul’un içinde barındırdığı zenginlikler ve gizemler hiç bitmeyecek gibi görünüyor. Bitmez de… Binlerce yıldır insanları (daha&helliip;)
Kariye Müzesi olarak anılan yapı, Doğu Roma İmparatorluğu döneminde büyük bir yapı kompleksi olan Khora (daha&helliip;)
Saraçoğlu ya da Devlet Mahallesi Başkentin merkezi Kızılay’da yaklaşık 75 yıllık bir mahalle. Google (daha&helliip;)
Geçen yazı dizimizde Balat Or-Ahayim Hastahanesinde başlayan gezimiz Balat Surp Hireşdagabet Ermeni Kilisesi’nde son bulmuştu. (daha&helliip;)
İstanbul Suriçi’nde yer alan Ayvansaray’ı ilk kez 2009 yılında keşfetmiş ve tarihi yapısını öğrenmeye çalışmıştım. (daha&helliip;)
Sakıp Sabancı Müzesi (SSM), çağdaş sanatın önde gelen isimlerinden Anish Kapoor’un Türkiye’deki ilk kapsamlı sergisine (daha&helliip;)
Görsel medyada bir hayli tanıtımı yapılan Anish Kapoor İstanbul’da sergisini görmek üzere Emirgan’daki Sakıp (daha&helliip;)
Kamusal Alan olarak Kent Parkları Kent parkları; kent içinde, halkın gezip dolaşması, hoşça vakit geçirmesi (daha&helliip;)
Kent Parkları ve Türkiye Kent parkları olarak tanımlanabilecek yeşil alanların önemli bir işlevi (daha&helliip;)
Abdi İpekçi Parkı Atatürk Bulvarı üzerindeki Zafer Maydanı’ndan Sıhhiye’ye doğru giderken, bu bölgeye adını (daha&helliip;)
Kent parklarının kullanımı bireysellikten çok sosyal bir davranıştır ve kamusallığın oluşmasına olanak sağlar. Gerek yerel (daha&helliip;)
Ankara, denizi olmayan ancak yeşili bol olan bir kent. Büyük adalar halinde yemyeşil ağaçları olan (daha&helliip;)
İstanbul Arkeoloji Müzesi 13 Haziran 1891’deki açılışından itibaren hızlı bir şekilde koleksiyonunu genişletmiştir. Şu anda (daha&helliip;)
Güzeli ve estetiği ortaya koymayı asıl amaç edinen Antik Çağ insan düşüncesi, bunu ilk mimari anıtların (daha&helliip;)
Güzellik insanın doğasında vardır. Bu nedenle insan, özellikle sanatçılar ve heykeltraşlar her devirde bir arayış (daha&helliip;)
Osman Hamdi Bey’in müdür olduğu dönemde İstanbul Arkeoloji Müzesi, küçük bir taşra müzesi karakterindeydi. Bu (daha&helliip;)
